Serap Üstün

Serap Üstün


"Uzun zamandır bu kadar gülmemiştim"

23 Haziran 2021 - 10:07

Süper kahraman olmak veya süper kahramana sahip olmak… Sanırım hepimiz bu ikisinden en az biriyle ilgiliyiz. Hayatta edindiğimiz roller gereği kahramanlığa soyunmuşuz veya bir, hatta bazen daha fazla kahramandan güç alma ihtiyacındayız. 
Beni yakından tanıyanların çok iyi bildiği gibi, ben de Charlie Chaplin’in sözleri aşan evrensel ifadesinden hep güç aldım. O benim hayal kahramanımdı. İnsanların Birinci Dünya Savaşı’nda büyük acılar çektiği dönemde, onları gülüp eğlendirmeye çalışan Şarlo… Zorlu yaşam mücadelesi, dünyaya verdiği neşe ve cesaret, sessizliğinin gücüyle belleklerimize yerleşen kahraman.
Yıllar önce İstanbul’da sevgili Sunay Akın’dan dinlediğimde ayrıca etkilenmiştim. ‘Hayal Kahramanları’ kitabında anlatır: FBI’ın uzun yıllar peşinde koştuğu ama yakalayamadığı Rus ajanlarından biri de Israel Thornstein’dır. Aslında bu adı taşıyan bir adam hiçbir zaman yaşamamıştır. Dosyalarda bu isimle kaydedilen Charlie Chaplin’dir. Ünlü sanatçının emek sömürüsüne karşı olan filmlerinde ezilen insanların dünyasını yansıtmasından rahatsız olanlar, onu, Amerika aleyhine çalışan bir Rus ajanı olduğunu ispat edip içeri attırmaktan asla pes etmemiştir. Öyle ki Charlie Chaplin 1952’de deniz yoluyla Amerika’yı terk ettiğinde, yolculuğunun daha ikinci gününde gemiye, bir daha Amerika’ya geri dönemeyeceği haberi ulaşır!
“İzmir’de bir sinema kapısından içeriye giren seyirciler, harem ve selamlık uygulamasına uygun olarak salonu ortadan bölen perdenin iki yanına otururlar; bir tarafta erkekler, öteki tarafta kadınlar. Tam film başlayacaktır ki, görevliler gelir ve perdeyi kaldırarak, seyircilere aileleriyle bir arada oturabileceklerini söyler. İlk kez bir sinemada ortadaki perdenin kaldırılması emrini, salonda bulunan hatırı sayılır bir devlet adamı vermiştir.
Sinema sahibi Cemil Bey, birkaç film gösterdikten sonra onur konuğuna yaklaşarak havayı yumuşatmak için bir de Şarlo filmi göstermek istediğini söyler. Film bitip salonun ışıkları yandığında tüm salon hala gülmektedir.
Şarlo’nun filmini, kadın ve erkekleri ayıran perdeyi kaldırtıp, bir araya getirttiği aileler gibi eşi Latife Hanım ile yan yana izleyen onur konuğu Mustafa Kemal Atatürk, Cemil Bey’e şunu söyler: Uzun zamandır bu kadar gülmemiştim. Şunu bir daha gösterir misiniz?”
Şarlo, komedi tarzının içinde en ağır eleştirilerin bile eritilebileceğinin belki de gelmiş geçmiş en başarılı örneğidir. Bugün burada yaşasa büyük ihtimalle var olmasına hiç izin verilmez, anlamsız yasaklara kurban edilirdi. İyi ki tanımışız, imza attığı başyapıtları bizlere armağan ederek bu dünyadan geçmiş…