Serap Üstün

Serap Üstün


Neleri kurban edelim?

21 Temmuz 2021 - 13:07

Geçtiğimiz hafta altını çizdiğimiz, “işini sevmeyen, dolayısıyla bilmeyen ama tehlikeli biçimde bildiğini de iddia eden, haksız olduğu kadar mağdur görünen” diye tanımladığım kesimdi. Şimdi, sözleştiğimiz gibi diğer taraftayız. 
Yani mesleğimizi doğru seçmeyi başardık diyelim, dilediğimiz gibi yaşamak? Özgür irademizle kararlar almak, kendi koyduğumuz hedeflere odaklanmak, kim ne der düşüncesine kapılmadan -rezillik kısmı burada- yaşamak… Oysa her şeyin bir sırası ve yeri olduğunu iddia edenler daima çıkacaktır. Herkes deneyimlerinden güç alarak ilerler. Unutulmaması gereken şudur ki her hikâye biricik. Acıyı yaşama şekillerimiz, sevme biçimlerimiz, kutlama törenlerimiz, kutsal saydıklarımız ve saymadıklarımız, olaylara tepkilerimiz aynı olamaz. Çünkü her birimizin kendi yolunda cebine koyduğu taşlar başka. Yargılamadan kaçınarak dayanışmak en güzeli.
Hoşgörünün felsefi temellerini anlatan çalışmaları incelediğimde hepsinin birleştiği nokta paylaşmaya değer: “Hoşgörü, sınır ihlaline, yaşam alanını işgal etmeye, zorbalığa, baskıya, zulüm ve şiddete gösterilemez. Kısacası bir diğerinin varlığını kabul etmeyen hiçbir davranış ve uygulama hoş görülmemelidir.”
Önemli bir yaklaşıma göre, koşulları yaratan bizlersek ve toplum da ilişkilerimizin bir ürünüyse insanların değişmesi ilişkileri, ilişkilerin değişmesi ise toplumları değiştirir. Öyleyse neden bizler de seçimlerimizle yaşanılası bir dünya düşlemeyelim? Her yıl bu bayramda yaparım. Neleri kurban etmeyi seçtiğimi yazarım:
Ön yargılarımı, ki onlar bugün beni çok mutlu eden pek çok şeye asla şans vermezdi.
Beni olduğum gibi kabul etmeyen herkesi… Durduklarını sandığım yerden ayrıldıklarında boşluk yoktu. Doğru hareket ettiğimi böyle anladım. İyisiyle kötüsüyle olduğumuz insan, etkileşimlerle birlikte elbette değişecek, dönüşecek de. Olduğu gibi kabul edilmek kısmında, “öz” den bahsediyorum.
Kurban rolümü… Kadın, eş, anne, evlat, öğretmen, vatandaş… Kendi kimliğimden yola çıkarak yazdım, çoğaltabilirim. İlişkiler çok farklı gibi görünse de temeldeki rollerimiz şaşırtacak şekilde benzer. Karşımızdakiyle ilişkimizde isteyerek kurban rolünü oynamak ise sorumluluk almayı istememekle eşdeğer. Çünkü nasılsa her şeyden hep başkaları sorumlu, dolayısıyla başımıza da kötü şeyler gelir. Peki seçildiysek? Hiç merak etmeyin. Bu role seçildiğinizi çabuk anlıyorsunuz. Asıl mesele de işte tam o anda başlıyor. Kurban olduğumuzu anladıktan sonra bence önümüzdeki en zor aşama kabullenmek. Yanlış anlaşılmasın. Boyun eğmekten bahsetmiyorum. Başınıza geleni kabul etmeyi kastediyorum. Bunu başardıktan sonra geliştireceğimiz eylem planları hepimizin hayal gücüne kalmış. Hangi tür ilişkide olursa olsun kurban rolünü terk etmek önemlidir. Hatta zamanında terk etmek daha da önemlidir. Hayatın bayram olmasının anahtarı değerinde kalplerinize bırakıyorum.