Serap Üstün

Serap Üstün


Her şeyin eğitimi olmaz

20 Ekim 2021 - 11:19

Herkes herkesi tanırmış gibi ama yalnızlık paçalardan akarken psikolog kapıları aşındırılmaya son hızla devam ediyor. Aradığımız anlamın da anlamını kaybettik. Her şey, her an birbirine benzemeye başladı. Aynı gözlerle bakmayı öğrendiğimiz pencere önünden ne geçerse geçsin şaşırmıyoruz. Biz nasılsa onu da çabucak tüketiriz.
            Sakın yanlış anlaşılmasın; eskiye özlem yazısı değil bu, yeniye yergi hiç değil. Eskinin de yeninin de şimdiki zamanda yitirilişine sitem. Mesela her şeyin eğitimi olmaz, olmasın yani.  Ekmek parası için işini doğru dürüst yapmaya çalışanlara sözüm yok. Ama hepsi öyle mi? Kendimi kişisel gelişemeyen biri gibi hissetmeme neden olan, sağım solum önüm arkam bir eğitimin duyurusu. Şanslıyız diyoruz bir yandan, diğer yandan koşturmaktan şaşkınız. Eksik kalırsak ne olur? Neye göre, kime göre eksiğiz? Seçimlerimizin ne kadarının gerçekten kendimize ait olduğu şüpheli. Örneğin hepimiz pilatesi öğrenmesek de olur aslında, filmleri aynı okumasak… Ruhumuzu, zihnimiz ve bedenimizle dengede tutmak için ayrı bir eğitime ihtiyaç duyuyoruz. Sonuçta sağlıklı iletişimler kurabilen, sağlam ilişkilere sahip, mutlu bireyler olmayı hedeflerken bir de bakmışız elde var sıfır. Çünkü olduramadığımız her şeyin özünde kaçırdığımız kocaman bir “ben” var. Karşımızdakine korkudan dokunmayışımız var. Yazık olan onca emek, zaman ve para, cevapsız kalan sorular.
            Kendimize yakınlaştığımızı düşündüren adımlarla hem olduğumuz kişiden uzaklaşıyor hem de sevdiklerimizle kuramadığımız ilişkilerin hüsranını yaşarken vicdanımızı, üstümüze düşeni yapmakla rahatlatıyoruz. Oynadığımız bir tür akıl oyunu. Üst seviyeye geçtikçe büyüyen hayal kırıklıkları, sindirilemeyen yenilgiler, artan “neden ben” soruları, bitip tükenmeyen kavgalar. En kötüsü de kendimizle girdiğimiz mücadele. Onun kazananı veya kaybedeni yok, bizden götürdükleri var sadece.  
            Bir eğitimci olarak eğitime karşı bir yazı kaleme almama olanak yok. Popüler kültürün yaşantımıza biz anlamadan dayattıklarını fark edip sorgulayalım istiyorum. İhtiyacımız olan neyse onu bilecek kadar da kendimizi tanıyalım. Birisine iyi gelen, bir başkasına gelmeyebilir. Aynı noktaya bile gidilecek olsa ona giden sonsuz sayıda yoldan bahsedebiliriz. Düşünelim. Devamlı bir şeyleri kaçırma hissi hiçbirimize iyi gelmedi, gelmiyor. Artarak hırçınlaşan, doyumsuz, içi dışı başka insanlara dönüşenlerde bu kısır döngü sürer gider.  
            Oysa farkındalıkla içinde dönmeye devam edeceğimiz bir dünya da mümkün.