Serap Üstün

Serap Üstün


Gülümse çekiyorum

17 Şubat 2021 - 11:32

Salgın süreciyle birlikte zamanı kullanmak üzerine daha çok kafa yorar olduk. Zaman, acımasızca ileriye doğru koşturan bir olgudan fazlasıydı artık hepimiz için. Ayrıntılara takılıp kalmadan huzurla yaşamanın mümkününü zorladık. Yüzümüzü doğaya döndük. Birbirimize dokunma ihtiyacımızı özlemle duyumsadık. Yalnız içilen çaylar zevk vermedi. Yaklaşık bir sene öncesinde olduğumuz kişiden uzaklaştıkça girdiğimiz arayışlarda kendimizle yüzleştik.
İmza günü ve söyleşisine maskelerimizle ve mesafeli katılmak zorunda kaldığımız, çok geç tanıdığım bir yazar Kerem Işık. İzmir Agora’da gerçekleştirilen arkeolojik kazı çalışmalarıyla atmosfer oluşturup kurguladığı “Dünyanın Güçlü Tarafı” romanını okurken hemen hemen tüm cümlelerin altını çizmem tesadüf değil. Sanki aynada kendimi gördüm. Öyle güzel bir anda çarpıştık ki… Bellek, geçmiş ve gelecek, yazgı konularında birlikte düşündük.

“Oysa istediği basitti: hızla aklını yitiren dünyada bir parça anlam.”
Yeryüzünde bulunduğum kırk küsur senenin özeti bundan ibaret. Hangimiz anlamı kaybetmeyi göze alabilir ki? Bir oyunun içinde aldığımız roller, gerçek hayatlarımızla örtüşmedikçe sancı çekiyoruz. Her sancı aydınlığı da müjdeler doğası gereği. Zorlukları geride bıraktıktan sonra yine biz bize kalacağız. Tanınmaz hale gelmeden ışığa ulaşmanın yolunu elbette ancak ararsak bulabiliriz.       
Ben ne mi yaptım? Hayatta başıma ne gelirse gelsin hayal kurmaktan hiç vazgeçmedim. Vazgeçmeyelim. Bunun da bir tür yolculuk olduğunu düşünüyorum. Mekanlar ve anlar arası… İnsanları, hikâyelerimizde koyduğumuz yerleri de biz belirlemiyor muyuz? Neden canımı sıkan ve beni mutsuz eden özneleri ısrarla baş tacı etmeye devam edip ruhumla örtüşenleri teğet geçeyim ki? Aynı fotoğraf karesinde, birbirinden habersiz objektife gülümsemiş kalabalığın içinden eş ruhların sıyrılması gibi bir mucizeyi seçtim. Düşlemeye birlikte devam ediyoruz. Bütün gücümüzle…
Kim bilir, belki bizi de böyle yazacaklar:
“Zamanın takvim ya da saatle ölçülmediği, insanların hayvanlarla konuşarak anlaştığı, düşlerin gerçeklere karışıp geçmişle geleceğin iç içe geçtiği bir başka dünyaya aitti. Hep öyle olmuştu ve hep de öyle kalacaktı.”