Serap Üstün

Serap Üstün


Geççek mi?

23 Şubat 2022 - 12:53 - Güncelleme: 23 Şubat 2022 - 13:02

Kimi insanlar bazı konularda o kadar çok incinmiştir ki ne zaman yarasına dokunsanız ufacık bir etkiniz bile büyük depremler yaratır. Ben de onlardan biriyim. Kadın düşmanlığına maruz kalmadığımız gün yok gibi. Bu ne demek? Gözümüzle gördüğümüz bir fotoğrafı bile sahip olduğumuz önyargıyla yorumlamak demek. Türkiye Sutopu Federasyonu’nun olay yaratan fotoğraflarından bahsediyorum.  
            Federasyon, Avrupa Şampiyonası elemelerine katılacak kadın ve erkek sutopu milli takımlarının fotoğraflarını sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Fotoğrafta kadın sporcuların boynuna kadar suya gömülü olması tepki çekti. Çünkü erkek sporcuların bedenleri için aynı durum söz konusu değildi. Onlar, havuz başındaki pozlarını mayolarıyla vermişti. Yok artık dedim. Kadın bedeniyle ne alıp veremediğiniz var hala? Bu zihniyetten kurtulamayacak mıyız? Sokakta olduğu gibi sanatta da sporda da bitmeyecek mi bu çağ dışı, gerici tavırlar?
            Gelişmeleri takip ettiğimde gördüklerim karşısında duraksadım. Çünkü Türkiye Sutopu Federasyonu, sosyal medya hesaplarından önceki tarihlerde de çok kez yaptığı gibi yine kadın sporcularımızı mayolarıyla paylaşmaya devam etti. Antrenman sırasında çekildiğinden yansıyan haliyle bir fotoğraf bizi nasıl da ters köşeye yatırmıştı. Basit bir rastlantıymış aslında.
            Artık üzerinde düşünülmesi gereken konu farklıydı benim için. Öyle çok yara almıştık ki aynı yerden, kim dokunsa böyle hırçınlaşacaktık. Kendi adıma üzüldüm. “Geççek”ti geçmeyecekti derken ne hale geldik. Her şeye alınacak, herkese anlamadan, dinlemeden saldıracak, belki konunun muhataplarını farkına bile varmadan üzerek hırpalayacak kadar ayarlarımız bozuldu.
            Asıl geçmeyecek olan bizdeki izler… Evet izdir, geçmez. Tüm yaşananlarla nasıl başa çıkılır yorgun halimizle? Her güne bir şans vermenin yaşama kattığı değere inanıyorsak bugünlük farkındalıkla yetineceğiz. Az şey değil. Hatta düğüm noktası bence. Önce bizden gidenin ne olduğunu görürsek, geleni, gelecek olanı fark edebiliriz. Gidecek olanı da tabii…
            Birbirimize boşuna sorup durmuyoruz: Geççek mi?
            Hep söylerim, bir kez daha söyleyeceğim. Tüm cevaplar koca bir hiçtir. Soru sormaya başladığımızda aydınlanırız. Aynayı kendimize tutmaktan başlayalım mı? Bunları bir köşeye yazmış olmamın pek çok soru doğurmasını dilerim.