Serap Üstün

Serap Üstün


Cesaretin var mı?

30 Mart 2022 - 10:42 - Güncelleme: 31 Mart 2022 - 11:42

İzmir’de dün “Fark Yaratan İletişim ve Duygusal Zekâ” konulu müthiş bir söyleşi vardı. Güne imzasını atan yazar Hülya Mutlu, alışılageldik söylemlerin dışında, üstelik interaktif, öyle bir çalışma yaptı ki izleyenlerinin akıllarından uzun süre çıkmayacağından eminim.
            Aslında iletişim, pek çoğumuzun üzerine konuştuğu, okuduğu, düşündüğü, hatta türlü eğitimler aldığı bir konu gibi görünse de en başarısız olduğumuz alanlardan biri. Bunu kabul ederek başlamak gerek. Tüm çabalarımıza rağmen karşımızdakilerle iletişim kuramadığımızı düşündüğümüz zamanlar az değil. Hatta bir de bakıyoruz, anlatmak istediğimiz şeyin neredeyse tam tersi şekilde bile anlaşılmışız. Sorunların kaynağına indiğimizde bunu tespit etmiş olmaktan mutluyuz fakat bu sefer de üzerinde çalışarak çözemediklerimizi fark ediyoruz. Sonuçta biz bir matematik problemi değiliz ve teknik bilgiler, öğrendiğimiz yöntemler duygusal farklılıklarımıza yenilebiliyor.
            Dinlemek iletişimde her şeyin başı. Cevap vermek için değil, karşımızdakinin ne anlatmak istediğini, içinde bulunduğu durumu ve ihtiyacını anlamaya çalışarak dinlemek. Sabırla ve dikkatle… Kendimizi anlatırken bizim ifadelerimiz de anlam karmaşasına yol açmamalı. Net, kısa ve yeterli açıklamalar daha kolay anlaşılmamızı sağlar. Hiçbir şey yapmadan anlaşılmayı beklemek bizi mutsuz eder, çıkmazlara sokar. Anlatmakla da yetinmemeliyiz. Düşüncemizi ve duygumuzu aktardıktan sonra mutlaka ihtiyacımızı ortaya koymalıyız. İhtiyacımız neyse yüksek sesle söylemeliyiz. Bu güçsüzlük değil. Aksine, bunu kendimize saklamak, kendimizle yüzleşecek güçte olmadığımızın göstergesi.
            Güçlü yönlerimizin farkında olarak ilerleyelim. Peki sonra? Kendimizi ve başkalarını takdir etmeyi ihmal etmesek daha iyi hissedeceğiz. Ailemizin, arkadaşlarımızın, hatta bazen hiç tanımadıklarımızın bile takdir ettiğimizde gülecek yüzü bize yansıyacak. Gülmeyi unutmayalım. Sebepli, bazen de sebepsiz yere gülümsediğinizde nelerin değiştiğine şaşıracaksınız. Etrafınız bir aynadan farksız.
            Her şeye rağmen devam eden hayat, hani ne yaparsak yapalım bazen olmayanlar… Olmasınlar! Duygusal dayanıklılık hacıyatmazlara benzetiliyor. Yedi kere düştüysek sekizinci kere ayağa kalkmak ve sürdürmek… Zorluklar hep vardı ve olacak da. Kendimden bildiğim bir şey de var ki, her sıçrayışım öncekinden daha ileriye oldu. Buna cesaret etmesem asla bilemezdim.
            Söyleşinin sonlarına doğru hayat mottom diyebileceğim bir cümleyi tekrarladık: Geçici bir dünyanın kalıcı bir sorunu yok. Evet yok! Hayal kurmaktan hiç vaz geçmeyelim. Günün şarkısı elbette John Lennon’dan geliyor, Imagine. Yüksek sesle dinleyelim bugün de.
            Hülya Mutlu İzmir’e yine gelecek, sözünü kendisinden aldık. Nerede yakalarsanız kaçırmayın derim. Mutluluk formülleri mi? Asla bir kurtarıcı beklemeyin. Çünkü o sizsiniz!