Serap Üstün

Serap Üstün


Çaresizliği öğrenmeyelim

27 Ekim 2021 - 10:18

Geçtiğimiz günlerden birinde, meslekteki ast üst ilişkilerinde alışıldık şablon tavırları bir kenara bırakıp üstlerimden birisine içimi döktüm. Öyle bir iç dökme ki yüzüme bakakaldı. Çünkü benden, sıcak ve yapmacıklıktan uzak yaklaşımlarını çok yapıcı bulduğumu, kendisini takdir ettiğimi dinliyordu. Gerçekten de öyleydi. İkiyüzlü davranmıyordum yani yalakalıkla filan işim olduğu düşünülmesin. Bana ne diyeceğini bilemedi. Sonra arka arkaya teşekkür etmeye, çabasının fark edilmesinin onda yarattığı mutluluğu gözleri dolarak anlatmaya başladı.
            Düşünmeden edemedim. Övgüde neden hep cimriyiz? Bulunduğun durumdan şikâyet etmek, eksik aramak, önüne geleni olumsuz eleştirmek, neyi nasıl da yapamadığını vurgulamak hep kolay. Hatta zamanla içten içe bir tür hazza bile dönüştüğü söylenebilir. Peki emek verilen işlerde hiç mi iyi bir yan yok? Faydalı olabilecek yönleri parlatamaz mıyız? Sürekli uyarılan, beğenilmeyen ve cezalandırılan kişinin iyileşebildiğine hiç tanık olmadım. Bu mümkün değil. Zaten süreklilik kazandığında yaptırımların hiçbir anlamı yok. İş verimi böyle artmaz aksine düşer.
            Hangi konuda olursa olsun gerçek bir eleştirinin iyi giden ve aksayan noktaları bir arada içermesi gerekir. Hep kötüye odaklanırsak elimizdekini de kaybetme riski var. Her şeyi toz pembe görüyorsak orada da mutlaka kaçırdığımız bir şeyler var. Bunun altında, çalışılan alana yeterince hâkim olmama durumu aranabilir. Yüzleşmekten korkulan hallerde kaçış gibi gözlenebilir veya hiç olmazsa geciktirmedir. Öncesinde başka bir durumu olumsuz eleştirdiğiniz için sizi buna pişman eden tepkiler de almış olabilirsiniz. Buna öğrenilmiş çaresizlik denir. İncelemeye fazlasıyla değer bulduğum, zihin örüntüsü açısından önemli bir kavramdır.
            Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin ne yaparsa yapsın bulunduğu konumdan çıkamayacağı ve daha ileri gidemeyeceğini kabul etmesidir. Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda motivasyonla öğrenilmiş çaresizlik arasında ters yönlü anlamlı bir ilişkinin var olduğu belirlenmiştir. Kısaca motivasyonun düşük olması öğrenilmiş çaresizliğin yüksek olduğuna işaret ediyor. Demek ki motivasyonu arttırmanın yolu da bunu aşmaktan geçecek.
            Değişim hemen olmayacak ama sabredersek ve biz eleştiriyi dinlemeyi, yorumlamayı, eleştirilere tepkisel değil düşünerek dönüş yapmayı denersek bir yerden başlamış oluruz. Diğer yandan, kendi yaptığımız eleştirilerin odağını da kaçırmamaktan yanayım. İyiyi sürdürme, çoğaltma ve amaca hizmet etmeyeni törpüleme, dönüştürme, geliştirmeye açık olunmalı. Güzelleşen her şeyin mimarı fark edilmeyi hak ediyor. Sözcükler bırakalım da çıksın ağzımızdan, davranışlarımızla destek verelim ki yerini bulsun. Mucizeler böyle gerçekleşir. Hepimize sonraki adımlarımız için güç verir, yolumuza ışık tutar. Bol mucizeli insanlarınız olsun.