Serap Üstün

Serap Üstün


Ben öğretmenim

24 Kasım 2021 - 11:23

Ben öğretmenim.
Başöğretmenim Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, çağdaşlaşma yolunda asla taviz vermeden, tüm gücümle çalışıp aydınlık yarınları yaratırım. En umutsuz günlerde umuttur, karanlıkla savaştığım her cephe. Bugün bir savaş varsa eğer o savaşı cehalete karşı eğitimle veren benim.
Ben öğretmenim.
Benim evlatlarımın, fikri hür, vicdanı hürdür. Bilime inanır, akıl dışı hiçbir öğretiye bel bağlamazlar. Hiçbir haksızlık karşısında susmaz, güçlü olan haksızsa karşısına dikilirler. Her birinin kendilerine özgü hedefleri, becerileri ve sınırları vardır. İstemediklerini yapmamanın özgürlük olduğunu bilir, daima birbirlerine ve çevrelerine, farklı düşüncelere saygı gösterirler. Doğaya ve hayvanlara, sahip oldukları yüksek bilinçle yaklaşır, zarar veren herkesin düşmanı kesilirler. İnsan haklarına aykırı her kararın takipçisidirler. Bulundukları ülkenin gündemini hak etmediğimizi bilirler. Gözleri açık, yürekleri insan sevgisiyle dopdolu başarıdan başarıya koşan Atatürk çocukları onlar.
Ben öğretmenim.
Mesleğimdeki yirmi yılı dolu dolu yaşadım. Dokunduğum her tomurcuğun çiçek açması yaşama sevincim. Ama size bir şey söyleyeyim mi? Çok kırgınım. Mesleğimin ülkede yaşananlarla kaçınılmaz olarak getirildiği noktadan rahatsızım. Bunun hem maddi hem de manevi boyutları var. Benim işim, herkesin hakkında fikir yürüteceği, kişisel gelişim kitaplarında okuduklarıyla yetinip ahkâm keseceği bir iş değil. Eğitim süreci, sabır gerektirir. Eğitimci, planları programlarıyla elini güçlendirmiş, aynı zamanda her duruma hazırlıklı, yenilikçi kişidir. Güvenin. Bir orkestra şefi gibidir. Bu bakış açısı neden önemli? Çünkü tek başına bırakılırsa çırpınması hiçbir işe yaramaz. Veli, öğrenci, her kademeden yönetici de elini aynı taşın altına koymadan sihirli bir değnek gelip de şikâyet edilenleri iyileştirmez. Politik nedenlerle verilen, bu mesleğin onurunu ayaklar altına alan karar sahipleri ne yapmaya çalışıyor? Her şeyden önce tarih bana, hepimize bu dersi defalarca verdi. Buna rağmen hiçbir sorunumuz yokmuş da dünya birincisiymişiz gibi nutuk atanlara kızgınım. Onları alkışlayanlara daha da çok kızgınım.
Ben öğretmenim.
Açlık sınırının biraz üstünde, yoksulluk sınırının çok çok altında kalan bir maaşla giderek kötüleşen şartlarda geçinemediğim için üzgünüm. Bunu da yok farz edemiyorum? Evimin kirasını ve faturaları ödesem ne yiyeceğim? Giyinmeyi, hastalık durumlarını sağlık problemlerini geçtim. Dikkatinizi çekerim bunlar temel ihtiyaçlar. Barınmaktan, ısınmaktan, yemekten, giyinmekten, nefes almaktan söz ediyorum. Film izlemek, oyun seyretmek, seyahat etmek, konser dinlemek, ne kadar uzak değil mi bu tabloda? Kısaca uzay bize gelmeden, bu kafayla biz uzaya gidemeyiz yani. Çok net.
Ben öğretmenim.
Yaşadığım sıkıntılardan ayrı tutarak heyecanını hiç kaybetmediğim tahta başını, tüm yıldırma politikalarına rağmen bırakmayacağım. Binlerle çoğaldım. Daha doğrusu bırakmayacağız. Bunu durdurabilecek bir güç yok işte. Hala bu güce inanıyor, tutunuyorum. Ülkenin her yanına dağılmış, görev yapan, başı dimdik ve ayakları yere Atatürk’ün ilkeleriyle sağlam basan tüm evlatlarımı selamlıyorum.
Her birinin elini görünmez ellerle tutan ışık hiç sönmeyecek.
Günümüz kutlu olsun…