Neslihan Yiğitler

Neslihan Yiğitler


Vicdanlarını susturabilenlere

17 Ocak 2022 - 14:06 - Güncelleme: 17 Ocak 2022 - 14:28

Bir köşe yazısını okuduğunuz an; sabah, kuşluk öğlen? Hangi an? Hadi gelin bu anda doğruları konuşalım. Birçoğumuz yazmak istiyor değil mi? Şu an olmasa bile hayatının bir döneminde “Ben de birkaç satır iz bırakmalıyım ardımda” diyenimiz olmadı mı hiç? İşte Dostoyevski bugün bile üzerine daha iyisi gelemeyecek kadar derin bir anlamı peşine takarak yapmış yazma işini.
Siz ya da ben, biz yazma sevdalıları, acaba hangimizin aklına gelir büyük yalvaç İsa’yı romanımızda işlediğimiz döneme getirmek, onunla kahramanımızı konuşturmak, kahramanımızı onunla çatıştırmak. Değil aklımıza gelmek acaba cesaret edebilir miyiz böyle bir kurguyu işlemeye? “Büyük Engizisyoncu” eserinde yazar, Hazreti İsa ve Engizisyoncuyu konuşturmuş. “Karamazov Kardeşler” kitabının içinde bu bölüm o diyaloglarından oluşmakta.
“Sen onlara hürriyet vadettin, bizse onlara hükmede hükmede hür olmayı onların gözlerinde korkutucu kıldık, ama senin hizmetkârın olduğumuzu, senin adına hükmettiğimizi söylemekten geri kalmayacağız. Onları yeniden aldatacağız, zira artık senin yeniden aramıza dönmene izin veremeyiz”
Romanda, İvan Karamazov, her şeyi aklıyla kavramak ve anlamlandırmak isteyen bir karakter. Bazı durumların nedenini çözememesi kendisini hastalıklı bir duruma sokmakta gecikmiyor. Diğer uçtaki Alyoşa, maneviyatı simgeliyor. Yaşamla ilgili tüm sorularını duyularıyla aşmış, bu soruları duyumsamalarıyla yanıtlayarak emin olan, güçlü fakat tüm gücünü aslında güçsüzlüğünden alan bir karakter. Bunu başarabilmesinin en önemli yolu da her şeyi kabullenişinden daha doğrusu olanı kabullenmesinden geçiyor.
Bu hafta en çok erk ve inancı tartıştık. Yönetimin insanlar üzerindeki baskısını, evlatlarımıza yaptıklarını, bizim yakamızdan ayrılmadıklarını ancak tartışmalarımız bir çözüm getirmedi ve insanoğlunun yaradılışının, mizacının, zaaflarının kurbanı olmaya başladık artık. Bu yönetim, bu baskı karakterimizi bir kurt gibi kemirdi, yedi, belki de bitirdi. Yani artık iş yönetimden çıktı. İnsanlar çürüdü:
“İnsanların sonu gelmez, çileli derdi: önünde eğilecek birisini bulabilmektir”
Kitaptaki bu sözün haline büründük. Artık önünde eğileceğimiz, eğildiğimiz biri var. Bol bol eğilelim, daha çok vergi ödeyelim, evlatlarımızı kurban verelim, sanat karşıtı olalım, şarkı sözlerimizi de onlar yazsın. Biz her zamanki gibi seyredelim…