Neslihan Yiğitler

Neslihan Yiğitler


Selamlar

20 Aralık 2021 - 12:13

Öncelikle komiklikler diyarı Türkiye’den tüm dünyaya selamlar.
İnsanın hayal kurup kurup –burnunun- üstüne! Oturması gibi yok. Neyse ki buna talimli bir halkız da isyan etmiyoruz. Fiskoloklar, çocuklar bazı birtakım bilgilerle doğar diyorlar ya hani işte Türkiye Cumhuriyeti’nde de biz öyle programlı doğuyoruz.
Denizi olan İstanbul’da yüzemememizi ya da “İzmirliler bilir” körfezden kopup Menderes Delta’sındaki yoğun kokudan rahatsız olmamamızı hep bu programlı DNA’larımız açıklıyor.
“Bu iş zor yonca, çünkü insanlar günler boyunca hiç soru sormadan durur. “
Şarkıya tezat en yakın arkadaşımın durmadan sorduğu bir sorusu var “Neden benim ülkemde yok?” Yanıtlayamıyoruz tabi onun bu sorusunu biz. Git git bitmeyen Louvre müzesinin etrafında tur atmaya nefesi yetmeyince sormaya başladığı soruyu adım başı ibadethane yapmayı seçen ülkemizde sormayı hiç bırakmadığı hayallerine tutunduğu bir gerçek.
Ben onun Louvre müzesi hayalini bir adım daha artırıp müze ve sanat evleri yanı sıra adım başı deney ve bilim evleri, laboratuvarlar olmasını da hayal ederim hep, ne güzel olur. Keşke…
Ege Üniversite Su Ürünleri Bölümü’nde okuduğum yıllarda kantinde arkadaşlarım Norveç’te yapılan bir eyleme imza topluyorlardı. (Norveç Üniversiteleri ve bizim fakülte arasında denklik olduğundan hep bir iletişim vardı aramızda) Eylem şuydu: Kiliselerde çan çalıyor, camiler günde beş kez namaza çağırıyor, ateistler de günde belirli kez “Tanrı yoktur” diye yüksek bir yerden bağırabilmeli. Bu özgürlüğü istiyordu Norveç halkı. Bu çok güzel bir hareketti ve imza kampanyasının ardından kabul edilmişti. Hepimiz çok sevinmiştik onlar adına. Norveç’i kurtarabildiğimiz için. Ben de mutluydum tabi. Helal bize! Norveçlilerin bir hayalini gerçekleştirdik en azından.
“Dirine direne kazanacağız” sloganımızı aynı melodiyle “Bugün de ölmedik şükür”e uyarlamaya çalışıyorum. Kadınlar için bu bir gereklilik halini aldığından bunu yapmalıyız. Engin müzik bilgimle bunu başaramazsam daha bilgili bir dosttan yardım isteyeceğim güfte için…
Bu arada güfteyi çalışırken “Bizim bi 128 milyar dolar nerede” işi vardı hocam. O da bugün ki kurla baya bir arttı. Bir ara ona da bakalım lütfen. Onu yeniden çarpıp geri vereceksiniz hatırlatayım da! Bu da hayalde kalmasın.
Beyin/ akıl oyunlarında o kadar ustalaşıldı ki bu enerji ülke yönetimine harcansa belki o kadar kötü şey başımıza gelmeyecek ama yoooo! “çektikleriniz yetmedi” dercesine bir koltuğa yapışma hali var. Artık “asgari ücret” zammı konusunda bile net bir duruş sergilenmiyor. Verilen tikimsonik zam bir tarafından bakınca üniversiteye girip mezun olmayı başarmış, iş ararken delirmemiş ve sonunda bulmuş, kafasında hunisiyle “biiiim booom emekliliğimi göremeden ölürüm” diye diye işe giden gençler için bir felaket. Ama yanındaki ezik yandaşlarla “Orana bağkınn sayın vatandaşlar yüzde eeeeelli” diye anlatıldığında muhteşem bir başarıymış gibi geldiğinden “Ulan bu bize iyi bir şey yapmış olamaz” deyip üç ya da beş arkadaş toplanıp tartışmak farz oluyor. “Örgütlenmek dinimizde sünnet değil farz arkadaşlar unutmayın”.
Sonuç: Koca koca ekonomi profesörleri tivitir da falan halkın anlayabileceği çarpmalar bölmeler yapıyorlar. Ortaya çıkan anlatım tam bir komedi ama olsun hükümetimiz sizi güldürüyor daha ne istiyorsunuz nankörler. Bu kadarına hayallerinizde bile erişemezsiniz.
Bir de şu şekil tatlı ablalar var. Tuvalet kâğıdı falan üzerinden espri yapıp foto koyuyorlar sosyal medyada. Ardından şöyle bir paylaşım geliyor anket: “Şöminemin rengi pembe mi olsun beyaz mı?” Bu soru “On beş sene önce fırını olmayanlar” için de çok saçma bir soru bence. O kadar eziktik ki ateşi de hükümetimiz buldu. “Ney biri oradan tahta mı dedi”. Ateş, su, toprak, tahta! Bunları ülkemize hep malum parti getirdi saçmalayıp durmayın.
Aklımızın, zihnimizin, bedenlerimizin ve bakış açılarımızın arasına sistemli ve tanıdık o kadar büyük bir uçurum koyuluyor ki her gün değil artık her dakika şaşırmayı, üzülmeyi, gerilemeyi yaşıyoruz.
Akgün Akova’nın iyi ki dediği şiire o kadar uzaktan bakıyorum ki kimi zaman:
“Ama iyi ki buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan burada
Bilginin bilgisizlikten daha çok acı verdiği yerde
Burada, tam karşında”
Ne yazık ki hayallerimde bile ona iyi ki deyip hak veremiyorum.