Neslihan Yiğitler

Neslihan Yiğitler


Olursa olur

21 Mart 2022 - 10:43

Şu sıralar en çok insanın eleştirdiği kişinin ta kendisine dönüşmesini düşünüyorum. Maşallah kırk bir kere hepimiz mükemmeliz, hepimiz fedakârız, birbirimize öylesine yardımcıyız ki o kadar olur. Bir düşünsenize her gün bir kişi gelip bir başkasından yakınmıyor mu? Anneniz, babanız, kocanız, çocuğunuz? Peki ya siz?
Yakınırken kurduğumuz cümlelere baktık mı bir kez olsun?
O kadar çok kişi var ki yaptıklarıyla yakındıkları eşit, yaptıklarıyla yakındıkları birebir.
Sık sık karşılaştığımız bu kusursuz güzellerin aynada kendilerini izlemelerinden fırsat bulabilirsek onları dostça uyarabilirdik belki ama yapamayız çünkü çok meşguller. Vay arkadaş! Bir durup bir düşünelim bakalım “Nereye doğru bu gidiş”?
Hep yakınan, hep eleştiren kişilerin olayların daha çok olumsuz yönlerine odaklandıkları da bir gerçek. Tamam, kabul ediyorum süzme Pollyanna olmayalım da her zaman olanların kötü tarafını mı çekip almak gerekli? Ya sizinle ilgili olmayan şeyler? Kötücül kişiler çoğunlukla her şeyi eninde sonunda kendileriyle de ilişkilendirmekte hünerliler.
“Kimse oğlunu ya da kızını eleştirmen olarak yetiştirmez. Çocuk yeteneksizdir eleştirmen olur” diyen Ferhan Şensoy’u bir kez daha ayakta alkışlamayalım mı?
Kişinin kendisinde güvendiği bir şey yoksa belli ki etrafını eleştiriyor. (Bu yazıda mesleği eleştiri olanları yermediğim açıkça görülüyordur diye düşünmekteyim) Bakmaması gereken daha doğrusu değiştirmek için elinden bir şey gelmeyen noktalarda takılıp kalmak sürekli orayı kaşımak, eleştirmek büyük ölçüde değişmeye çalışmak/ kendi yolundan gitmeye gayret etmekten bir kaçış yolu olsa gerek. Sen kendi işine baksana kardeşim!
Günümüzde uzmanlar, “sizden yardım istemeyen birine fikir vermeyi” de taciz olarak kabul ediyor. Tam da bu anlatmak istediğim. Size sorulmadan yorum yapmak, durmadan eleştirmek, sizinle ilgili olmayan şeylere karışmak işte bunlar bir bir bırakmamız gereken özellikler. Kaldı ki bu en çok yapana yük, yapana zarar veriyor. Fazla detaycı düşünmenin en başta şeker olmak üzere, yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlarına yol açması da kaçınılmaz.
Biraz rahat olalım, yaptığımız, yapmak istediğimiz şeyler iddialı olsa bile onlar size gelmeyecekse yırtınsanız da gelmez. Kendi işimize bakıp yolda emin adımlarla ilerlemeli o zaman gelenin de kıymeti artıyor. Biz İzmirliler bunu biraz daha kolay becerebiliyoruz diğer kentlilere göre. Ne de olsa mottomuz belli:
“Olursa olur, olmazsa rakı içeriz biz”
Tüm okurlara iyi haftalar diliyorum.