Neslihan Yiğitler

Neslihan Yiğitler


Olmazların peşinde

07 Mart 2022 - 12:36

Lisede Gorki’nin “Ana” romanını bitirdiğim gün başladım ben inanmaya. Rahmetli annem –bu köşede hep yazarım bana sorduğu o ünlü soruyu- “Evladım sen kime çektin böyle? Hep olmazların peşindesin ”derdi. O kadar inanırdım ki o güzel dünyaya yani ütopyaya, başka kimsenin inanmasını beklemeden orasının var olduğuna, onaylanma gereksinimi duymazdım hiç, hala da duymam. Lisedeyken daha kolay olsa da bu inancım hiç geçmedi, hiç vazgeçmedim insanın o dünyayı kurabileceğine. Yeter ki istesin.
Hepimizin isteği buysa biliyorum bir gün onu kurabileceğimizi.
Ormanların kavrulmadığı, insanların kapılarını kilitlemediği, halkların kardeş, insanların eşit olduğu, tüm sınırların kalktığı, paranın olmadığı bir dünya kurulamaz mı?
Kurulabilir biliyorum.
Hırsın olmadığı, narsisistik yapıların sağaltıldığı bir dünya yaratabilirsek neden olmasın?
Geçen gün bir arkadaşım “yeni kuşağın bencilliğiyle ilgili bir örnekleme yapabilir misin?” Gibi bir şey sormuştu sanırım bir yazısında gerekli olmuş. “Yapamam”, diye yanıtladım onu. Böyle bir örnekleme yapamam, çünkü yeni kuşağın bencil olduğunu reddediyorum ben. Hem reddediyorum hem de o kuşağın bizden çok ama çok daha iyi olduğuna inanıyorum.
Çünkü ben, gençliğe inanmayan bir dolu insanın içinden çıkmış biriyim. “Otobüste sarılmayın, evlenmeden seks yapmayın, aman kitap okumayın, kominist olursunuz” diyen bir toplumun tam ortasında gençtim. Kendi kendime söz verdim. “Gençlik bitmiş arkadaş” demeyeceğime ve görüyorum ki bitmemişler. İnanıyorum var gücümle sınırları kaldıracaklarına, cinselliklerini istedikleri gibi yaşayacaklarına, dünyayı daha iyi bir yer yapacaklarına inanıyorum. Evet, hem de bu savaşın ortasında inanıyorum, bu benciller diyarında inanıyorum, üzerimizdeki din sömürüsü ve baskısına karşın inancımı yitirmiyorum.
Çünkü bakın, bir şeyin en fazlasını görmeden yüzümüzü iyiye dönmemiz olanaksız. Sigara içmenin suyunu çıkarmadan sigara bırakılmıyor örneğin. Yalandan başı yanmadan dürüstlüğe evrilmiyor bünyelerimiz. İnsanoğlu neden böyle bilmiyorum. Kim çözebilmiş ki? Ama şunu biliyorum ki iyiye dönme yolunda sona yaklaştık. Bundan sonra bahar gelecek biliyorum. Bu kısıtlanmalardan sonra müthiş bir özgürlük bizi bekliyor. İnancımı yitirmiyorum.