Reklam
Neslihan Yiğitler

Neslihan Yiğitler


Küçük zalimler

28 Şubat 2021 - 11:55


Aslında bu haftaki yazımın konusunu belirlemiş, başlığını atmışken bir şey beni başka konuyu ele almaya zorladı. Her insanın yaşamında en az iki-üç kez karşı karşıya kaldığı zulümden söz etmek en iyisi diye düşündüm. Öyle ya kimilerimiz az kimilerimiz daha fazla kez karşı karşıya kaldık onunla.
            Peki, kim bu zulüm edenler? Yaşamımızda bu kadar karşılaştığımıza göre kafamızda bir tanımı olmalı. Bir yerdeki düzeni, doğada, iş yerinde, sınıfta nerede olursa olsun oradaki düzeni bozana bu ismi verebiliriz bir yönüyle. Bu düzeni hangi çıkış noktasına dayanarak bozmaya başladığı da duruma göre değişebilir.
-Kalıtsal?
-Psikolojik bozukluk?
-Mutsuzluk?
-Başkasının mutluluğundan rahatsızlık duymak?
Çıkış nedeni her ne olursa olsun bulunduğu ortama zarar vermek, orayı yıkmak ister zalim. Küçük, büyük hareketlere dökerek kıyacak şey arar. Çizdiği, sergilediği yaşam tarzıyla bir noktaya kadar doygunlaşsa da yıkmadan, üzmeden tatmin olmaz, olamaz. Kötülükten mutlaka beslenmesi gerekir. Arar ve kana kana içeceği o gıdasını bulur.
            Hırsızlar, katiller, suçlular bir an için hukukçuların sorunu olsun. Gelin biz aramızdakilerden söz edelim:
-Dedikoducular
-İkiyüzlüler
-Her şeyde mutlak olumsuzluk arayanlar
-Bu olumsuzluğu yayanlar, yayanlar, yayanlar…
            Listemi çok masum bulup, “Bunlar da zulüm listesine girer mi?” diyeceksiniz. Girmelidir. Çünkü bu listede yazılanlar küçük göründüğü için önemsenmemiş, yayılmış, sonunda içimize girmiş, sinmiştir. Küçük görünen bu davranışlar anlayış gösterdikçe önü alınamaz sonuçlara ilk adım olmaktadırlar. Bu anlamda da dik duruş ve bilinçli olarak seçilen dayanışma yolu büyük önem taşır.
Zalimliğin psikolojideki karşılığı korkaklıktır. Korkuları karşısında bu kişi ya saldırganlaşmak ya da silikleşmek eğiliminde olacaktır. Hangisi olursa olsun sizi uzaktan ya da yakından etkilemeye çalışmasına izin vermemek büyük önem taşır. Eğer siz de bu gibi davranışlara maruz kaldıysanız aldırmayın. Onları yukarıdaki maddelerden tanıyın. Direndikçe ilmek ilmek örülen iyiliğe ve dayanışmaya daha çok saldıracaklardır. Bu doğru yolda olduğunuzu gösterir. Bu kişileri yaşamınızdan ayrıştırmanız, kendiniz için bir gereklilik, inandığımız, düşünü kurduğumuz o ortaklaşa yaşama ve topluma hizmettir.
Son zamanlarda durmadan hatırladığım, küçücük bir hikâyeyle bitiriyorum sizinle içtiğim Pazar kahvemi:
“Bir leylek kendine yuva yapmak için yer arıyormuş. Epey bir bakındıktan sonra pek ünlü bir alimin evinin bacasına yapmış yuvasını, hem de “bir şeyler öğrenirim” diyerek. Bunu gören alim “vay! sen benim evimin bacasına nasıl yuva yaparsın?” Diyerek ve büyük bir hiddetle, taş ve sopayla saldırmış leyleğe. Leylek zar zor canını kurtarmış ama kaçarken gelen taşlarla bir bacağı kırılmış. Leylek adalete inanırmış, mahkemeye vermiş zalimi ve kazanmış. Kadı alimin de bir bacağının kırılmasına karar vermiş. Leylek itiraz etmiş, “aman kadı efendi ayağını kırmayın kavuğunu alın yeter!” Deyince. Kadı sormuş: “Neden?” Leylek cevaplamış:
“Kavuğunu alın ki başkaları da zalimi alim sanıp kırılmasın”