Neslihan Yiğitler

Neslihan Yiğitler


Göğsümüzde kocaman bir A harfi

15 Kasım 2021 - 10:34

                                   GÖĞSÜMÜZDE KOCAMAN BİR A HARFİ
            Doğar doğmaz göğsümüze iliştirdikleri kocaman bir “A” Harfiyle yaşamımızı sürdürüyoruz. Biz kadınlar doğar doğmaz o harfi tıpkı Hester Prynne gibi kendi yakamıza güller, dallarla sevgiyle dikiyoruz. Çünkü biz tepeden tırnağa günah, tepeden tırnağa hatayız. “Canım n’aber, nasılsın?” der gibi rahat “Ben insan sevmiyorum” denilen bu günlerde yaşamaya çalışmaktayız… Neleri sırtlandığımızın farkındayız, neleri mecburen sırtlanırken kimlere “isteyerek yapıyorum” u sıkmak (uydurmak anlamında) zorunda kaldığımızı da biliyoruz.
            Desteğimiz yok, kösteğimiz çok.
Ebrar Karakurt, ulusal voleybolcu. Geçen gün bir paylaşımına  “voleybolcuyum ”dediğim zaman gerçek işim sorulunca yüz ifadem yazmış ve ironik bir şekilde gülümsemiş. Mesleklerimizin, yaptıklarımızın hiçe sayıldığı gün gibi güneş gibi kabak gibi ortada. Şair dostlarım korkusundan ben şairim diyemiyor çünkü ülkemizde güya “Kadın şair yok”. “Kadın mizahçımız da yok!” Ayşen Gruda, Adile Naşit, Perran Kutman, Demet Akbağ, Gülse Birsel yok, onlar hiç doğmadılar.
            Annem, çok güzel bir kadındı. Kırk dört yaşında eşini kaybedince çalışamadı. Güzelliğinden. “Seni rahat bırakmazlar”. Öyle dediler, çalışamadı. Belki bir sevdiği oldu babamdan sonra bilemiyorum, umarım olmuştur fakat benim haberim olmadı bundan. “Bir daha evlenmez misin?” diye sorduklarında “İki kızım var benim, olmaz” derdi. Annem evlenemedi ve çalışamadı sırf kadınlığından. Ama yok durun! Hester Prynne yüzyıllar önceydi değil mi?
            Gözlerimizin önünde olan bir sürü şey var susuyoruz. Birçok dostum hem çalışıyor, hem ev geçindiriyor hem çocuk bakıyor hem okuyor hem hobisi var. Koltuğunun altında onlarca karpuz mutluymuş gibi yapıyor.
            Bu yazıda şimdilik kadın gözünden bakmış olabilirim. Ne ki erkeklerin yükleri de çok. Hepimiz zor durumdayız.
 “Eğitim” yazmaktan başka bir çözüm daha geliyor aklıma. Kendimizi kandırmamak artık. En aydın diye düşündüğümüz dostlarımız dahi bıraksın bunu. Klişe söylüyorum anlayalım diye –Mış gibi yapmamalı artık. Tüm yüklerin omuzlarımıza “evli-mutlu-çocuklu” gazıyla bırakılmasına izin vermemeli. Bir hayatımız var. Onu yaşamaya izin verecek tek kişi biziz, “kimseden izin almayacağız ”demeli. Boyun eğmemeli. Kadın, erkek, evli, bekâr, diye ayrıştırılmadan insan olarak var olmalı. Yaşamalı…