Neslihan Yiğitler

Neslihan Yiğitler


Deliler gemisi

13 Eylül 2021 - 09:39

Gün geçmiyor ki ülkemiz yepyeni, nur topu gibi bir deliliğe imza atmasın. Aklını yitirmesin diye gazetelere bakmaktan vazgeçenlerden olmadım hiç. Hali hazırda deliyim yani. Olanlara karşın yine de sabahları gazete okuyayım diyorum. 
            Bu sabah yayın organlarımızdan birinde şöyle bir haber vardı. “Kayseri’de kadınları ayaklarını kelepçe ve eşarpla bağlayıp falakaya yatırdığı ortaya çıkan kargo çalışanı Erkan T. Polis tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki ifadesinde bu görüntüleri çekerek internet fenomeni olmak ve para kazanmak istiyordum dedi ve falakaya maruz kalan kadınlar kendisinden şikâyetçi olmadığı için kısa süre sonra serbest bırakıldı.”
Yorum ya da espri yapmayı yersiz bulduğum bu haberden sonra sayfayı çevirdim. Bu gözler daha neler görecekti. “Ankara’da özel bir otelde, 20. ve 21. Dönem Van Milletvekili Mustafa Bayram’ın torunu Emin Bayram ve 20. ve 21. Dönem Doğru Yol Partisi ve 23. Dönem AKP Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın kızı Merve Kaya için nikâh töreni düzenlendi. Gün sonunda Ertoşi Aşireti’nin önde gelen ismi Hamit Bayram’ın oğlu Emin Bayram’a 2 milyon lira nakit para, geline ise 4 kilo altın takıldı.”
 Bu bitmez satırları okurken içimden “her şeye evet” dedim. Haberci dostlar haber arıyor, düğüncüler konuşulmak istiyor tüm bunlara “evet” ama bu paraları oturup kim sayıyor, nasıl çıkıyor bu bilgiler dışarı, takılan nakit paranın tamamı bu mu? Küsurat yok mu? Altınları ölçtüler mi arkadaş? Bu çılgınlığı aklım havsalam almıyor.
            Fakat ben de Yiğitler azmi var okumayı sürdürüyorum. “Alev Alatlı, Sabah gazetesine yaptığı açıklamada, siyasi bir söylem olarak açlık Türkiye’nin bugünkü koşullarında inandırıcı gelmiyor. Bir de bizler komşumuz açken tok uyuyamayan insanlarız. Bizde acından ölen kimse olmaz” dedi. “Vallaha dedi billaha dedi” yazılmalı bence bu cümlelerin altına. Ülkemizde bu sözleri çürütmek için türlü türlü kanıtları bulunabilecek “yoksulluğu” bu kadar indirgeyen, bu kadar zalimce bir söylemin karşısında nutkum tutuk, yaşamdan soğumak üzere ilerliyorum.
            Rize’de Salarha Tüneli Açılış Töreni’ne katılan Erdoğan kurdeleyi çocuklarla birlikte kesecekti. Önündeki küçük çocuk Erdoğan’a “Amca, o mektubu annem sana verdi” dedi. Erdoğan’ın “Ulan tamam be, tamam ulan” dediği ve çocuğu “kafasına vurmak” suretiyle uyardığı gözlemlendi. Bizim Manisa’da bu tip vurmalara “kakıtmak” derler. Çocuğu “kakıttı” yani Erdoğan. Aslında şaşılacak bir şey var mıydı? Yoksa benim şaşırma limitlerim henüz dolmamış mıydı bilemedim? Oysa çocuklara pek tabii “Ulan”diye seslenmeli, kafalarına kafalarına vurulmalıydı. Bunun yararları görülmüş gözlemlenmişti. “Anlamadım babacım, babacım babacım…”
            İyimserliğimin limitlerini zorlayarak satır aralarında bir tane güzel haber arayışım sürüyordu. Hem okumak hem de kafamda sizinle paylaşmak için şekillenen köşe yazıma aktarmak istediğim o iyi haberi arıyordum. Voleybol takımımızı yazacağım ama orada da hepimizi kıracak, delirtecek şeyler yaptıkları için canım onu da yazmak istemiyor. İşte tam o anda o güzel haberi görüyorum. Bir tane var işte diyorum kendi kendime var!
 “Muş’ta dikkat çeken bir karara hükmeden Tüketici Mahkemesi, belirsiz süreli veya süresi bir yıldan daha uzun olan abonelik sözleşmelerinin gerekçesiz ve cezai şart ödemeksizin feshedilebileceğine hükmetti.” Çöl üzerinde bir vaha bulmuş gibi seviniyorum.
            Bu önemsiz demeyin. Haberde:  “Somut olayda süresi bir yıldan daha uzun taahhütlü sözleşmeden davacının herhangi bir sebep göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin istediği zaman fesih hakkına sahip olması. Davacının mevcut hakkını kullanması hasebiyle, hukuka uygun olmayan Muş İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığı’nın kararının iptaline, davacının ödediği 709 TL 92 kuruşun davacıya iadesine karar verilmiştir.” Hükmü bulunuyor.
            Altını çizdiğim kelimeleri yüreğimle okuyor ve demek ki diyorum birileri hak, hukuk görüyor, yanlış karardan dönüyor. Koskoca gazete içinde üç kelime öfkeli yalnız yüreğime su serpiyor.