Murat Aydın

Murat Aydın


Sürdürülebilir üretim, hakça bölüşüm

25 Ocak 2021 - 09:53


Siyasetin temel işlevinin ne olduğu konusunda birçok görüş ortaya atılır. Bence siyasetin temel işlevi; üretimi arttırmak, arttırdığı üretimi hakça bölüşmek ve tüm bunların sonunda barış içinde ve mutlu bir toplum yaratmaktır.

Neoliberal politikaların dünyayı getirdiği yer ortada. Üretimin azaldığı, üretimden değil ranttan para kazanılan, vergi yükünün geniş halk kitlelerine ve ücretlilere yüklendiği, kazanılan paranın hakça bölüşülmediği, savaşlardan yorgun düşmüş bir dünya. 

Üretimden değil elindeki paradan veya mülkiyetten para kazanmaya dayalı ekonomi gelir dağılımını bozdu. Doğrudan gelirden alınan vergiyi azaltan, dolaylı vergileri arttıran politikalar bu gelir dağılımını daha da kötü hale getirdi. Dünyada en zengin %1’lik kesim tüm dünyanın ürettiği zenginliğin %82’sine sahip durumda. ABD’de yaşayan en varlıklı %1’lik kesim 1989 yılında tüm gelirin %23’üne sahipken bu rakam 2019 yılında %33’e çıktı. Gelir dağılımı bozukluğu ülkemiz için de benzer kötülükte. Türkiye’de en zengin %1’lik kesim toplam gelirin %43’üne sahip durumda.

Üretimi arttıramayan, en önemlisi de üretilen geliri hakça bölüştüremeyen bu düzenin devam etmesi mümkün değildir. Bu nedenle üretime dayalı kalkınma modellerinin geliştirilmesi, gelir adaletini sağlayıcı politikaların üretilmesi hepimizin geleceği bakımından çok önemli. Tüm bunların gerçekleşmesi için barış ve huzur içinde yaşayan bir toplum ve dünya en büyük gereklilik.

İzmir Büyükşehir Belediyesi uzun süredir tarımsal kalkınmayı destekleyen çalışmalar sürdürüyor. Tarım ürünlerinin üretilme ve pazarlama süreçlerinde üreticiyi destek veriyor. Belediyenin ihtiyacı olan ürünleri üretici kooperatiflerinden doğrudan temin ederek halka ulaştırıyor. Yapılan bu çalışmaların bazıları küçük çaplı olsa da ifade ettikleri anlam bakımından son derece değerli.

İlki Kemeraltı Balıkçılar meydanında açılan, daha sonra Gültepe, Bayraklı ve Karşıyaka şubeleri hizmete giren “Halkın Bakkalı” da küçük ama anlamlı adımlardan birisi. Üretici kooperatiflerinin ürettiği ürünleri doğrudan tüketiciye ulaştıran bu bakkallar halkın sağlıklı, güvenilir ve ucuz gıdaya erişimini sağlamak bakımından da önem taşıyor. Halkın bakkalı; üreticinin ürettiği ürünün değerinde satılmasını sağlayan, üretimden elde edilen geliri aracıya değil doğrudan üreticiye kazandıran bir hizmet modeli olarak karşımıza çıkıyor.

Elbette bu ve buna benzer hizmet modelleri gelir adaletsizliğini ortadan kaldırmaya yetmeyecek. Ancak bu yolda adım atmak, örnek olmak, yeni modeller geliştirmek için değerli bir adım. Ucuz, sağlıklı, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir üretim modelleriyle sağlanan üretimden elde edilen geliri hakça bölüşen bir toplum hayal değil.

Geniş halk kitlelerinin emeği ile ürettiği ürünlerden alması gereken geliri alamadığı, ranta dayalı ekonomiyi destekleyen vergi politikalarının olduğu bir ülkede hakça bölüşüm, barış ve mutluluk içinde yaşayan bir toplum sağlanamayacaktır.

Yaşadığımız yoksulluk da gelir adaletsizliği de savaşlar da kaderimiz değil. Tüm bunlar kötü yönetimlerin, yanlış politikaların sonucudur. 

Üretimi arttırmayan, artan üretimden oluşan geliri adaletli şekilde paylaşmayan, tüm bunların sağlanması için gereken barış ve huzur ortamını sağlamayan hiçbir politika halkın yararına değildir. Bu nedenle sürdürülebilir üretimi, hakça bölüşümü, barış ve huzuru sağlayan politikaları talep etmeli ve yerine getirmeliyiz.