İlknur Demir

İlknur Demir


Homo sapiens ve diğerleri

26 Ekim 2021 - 10:10

Geçtiğimiz günlerde bir haber okudum. İlk kez, bir domuzdan insana böbrek nakli yapıldığı haberi idi bu. Daha önce sonuca ulaşmayan benzer deneyler yapılmış, fakat bu kez daha önceki deneylerin aksine, hastanın bağışıklık sistemi de bu nakle izin vermiş. Bilim adına oldukça sevindirici ve gurur verici bir başarı öyküsü elbette.
Fakat sıkıntı şu ki, ulaşılan başarının ardında bıraktığı izler hiç iç açıcı değil. Ortada doğanın bir parçası olan, Homo Sapiens türü ile aynı haklara sahip olması gereken bir domuz ve bu domuzun kendi yaşam döngüsü içinde halen devam eden, bir evrim süreci var. Olaya bu açıdan baktığımızda, ilk sorun, Homo Sapiens’in ömrünü tamamlayan bir organı için, henüz yaşam sürecini tamamlamamış başka bir türün yaşamını sonlandırma hakkının, etik kuralların neresinde olduğu.
Etik, felsefenin bir alanı olarak ahlak terimini de içine alan, kapsamlı bir kavramdır. Ahlak, içinde yaşadığımız toplumlara göre farklılık gösterir. Hatta tanımı daha da daraltarak ahlakın kişisel bir kavram olduğunu dâhi söyleyebiliriz. Fakat etik evrenseldir. Dünyanın neresine giderseniz gidin, sağlıkta, eğitimde, mühendislikte ortak normlarla oluşturulmuş etik kurallar geçerlidir. İkinci sorun, bu etik kuralların kim ya da kimler tarafından belirlendiğidir.
Sağlık sektöründeki bilimsel araştırmalar, konforsuz bile olsa insanı mümkün olan son ana kadar yaşatma ve yaşam süresini uzatma temeline dayalı. İnsanın sağlıksız bedenini sonlandırma anlamına gelen ötanazi hakkı etik olmaz iken, sırf Homo Sapiens daha fazla yaşayabilsin diye başka bir türün yaşam hakkını gasp edebiliyor bu etik kurallar.
Domuzdan insana nakledilen böbreğin uyumlu olabilmesi için, önce domuzun genetik yapısını değiştirmiş bilim insanları. Domuz hücrelerindeki Glycan adlı bir şeker molekülü nedeniyle, insanın bağışıklık sistemi domuz böbreğini kabul etmezken, domuz genleri üzerinde yapılan işlemler sonucunda bu molekül çıkarılmış ve böbrek nakli gerçekleştirilmiş. Sonuç insan için olumlu. Ya domuz için? Böbreğin nakledildiği kişi böbrek yetmezliği olan ve beyin ölümü gerçekleşmiş bir hasta iken, genleri ile oynanan domuz ise böbreği alınana kadar sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdüren bir canlı.
Elbette sağlığını kaybeden, ölüme adım adım yaklaşan bir hasta ile empati kurabilmemiz mümkün değil. Aynen ‘’başkalarının ayakkabılarıyla yürümeden bilemezsin’’ diyen, o Kızılderili atasözünde olduğu gibi. Olayın can alıcı noktası da tam burası. Etik kuralları koyanlar, ne hastanın ayakkabıları ile ne de domuzun ayakları ile yürüyorlar. Olayın muhatabı böbrek nakline ihtiyaç duyan kişi olmadığı gibi, tercihinden dolayı eleştirilecek olan da o değil. Sorun etik kuralları koyan zümrenin seçimlerinde. Sorun, etik kuralları ekonomik kuralların gölgesinde şekillendiren ve eşit haklara sahip olması gereken tüm dünya canlılarını Homo Sapiens ve diğerleri olarak ayıran zihniyette.  
Bu, zeki insan olarak adlandırılan tür, dünya üzerinde yaşamsal varlığını sürdüren diğer canlılardan biri iken, maalesef zaman içinde muhtemelen gereğinden fazla evrimleşmenin sonucunda kendi kurduğu sistemin kölesi haline gelmiştir. Aynı sistemin dayatması ile de bencil bir Homo Economicusa evrilmiştir. Yani rasyonel insana. Diğerkâmlığı unutan, seçimlerinde çıkarından ödün vermeyen bencil insana. Homo Economicus iflah olmaz bir kapitalisttir.
Bu nedenle genetiği ile oynanmış domuzdan alınan böbreğin insana başarıyla nakledilmesinin getirilerinin özünde bireyin değil, sistemin çıkarı vardır. Daha önce insan dışındaki diğer türlerin başına gelenler düşünüldüğünde, sürecin iyi niyetle başlandığı bir süre sonra unutulacaktır. Sadece organlarını kullanabilmek adına, domuz üretim çiftlikleri kurulacak, belki üç ya da dört böbrekli domuzlar üretilmeye başlanacaktır. Bu üretim elbet birilerinin cebine kâr olarak girecektir. Zamanla, domuzların ya da aynı havayı soluduğumuz Homo Sapiens’den başka bir türün organlarının da insanla uyumlu hale getirildiği dönemi düşünmek bile istemiyorum.
Umutla kalın…