İlknur Demir

İlknur Demir


Güzellik algısı

12 Ocak 2022 - 12:15

Yoğun günler yaşıyoruz hepimiz. Doların yükselişi, düşüşü, sonra yine yükselişi yine düşüşü... Adını değiştire değiştire üzerimize saldıran virüs belası. Kişisel sorunlar, zamansız kayıplar derken kafayı sıyırmamak için zihnimi dinlendirmek adına kendimce bulduğum yöntem, kolay oynanan, gerginlikten uzaklaşmama yardımcı olan saçma sapan şu telefon oyunları. Hani para verip üye olmazsan, üstüne boca ettikleri reklamlarla zihnini iyice bulanıklaştıran seni sinir eden oyunlar.
Kafa aynı kafa olunca zihin falan boşalmıyor maalesef. Oyunun arasında çıkıveren reklamlara taktım kafayı. Hele bir tanesi var tam delirmelik. Şöyle ki; yakışıklı bir erkekle, makyajsız sıradan (tabi ki bu sıradan yakıştırması bana ait değil, reklamın algısı bu) bir kadın birbirlerine sarılmış giderken karşılarına tabiri caizse fıstık gibi, çıtır bir kadın çıkıyor. Ne mi oluyor? Erkek öyle bir bakıyor ki bu fıstığa, çıtırda da göz süzmeler, işveler. Tam bir aile faciası yani. Makyajsız olan dışlanan kadın için, çözüm hazır. Kuaför salonu, makyaj malzemeleri ekranda beliriveriyor. Sonrası muhtemelen aldatılan kadın makyaj malzemeleri ve kuaförün yardımıyla, kavuşması gereken güzelliğe kavuşacak, sevgilisinden intikam alacaktır.
Küçük yaş grubuna yönelik bu oyunda çocuklara verilen, ‘’eğer güzel olmazsanız sevgiliniz sizi terk eder…’’ mesajı gerçek hayatta da maalesef karşılığını buluyor. ‘’Kimin için güzel olma derdindeyiz?’’ sorusu başlı başına bir tartışma konusu ama ben kafamı dağıtıp güncelin sıkıntılarından kurtulmak için oynadığım oyunun arasına sıkıştırılan bu reklamla zihnimi daha çok bulandırdım. Dedim ya kafa aynı kafa olunca fikirler uçuş uçuş.
Çirkinliğin Kültürel Tarihi adlı kitabında Gretchen E. Henderson, güzelleşmek uğruna tüm dünyada yapılan harcamaları sıralamış. Korkunç rakamlar. Sadece ABD' de estetik cerrahiye en az 12,4 milyar dolar para harcandığı tahmin ediliyor. Bu meblağ Arnavutluk' tan Zimbabve' ye bir milyar insanın yaşadığı yüzden fazla ülkenin gayrisafi yurt içi hâsılasından fazla.
Mitlere, dini öğretilere,  ilk ve ortaçağa baktığımızda güzellik algısını insan zihninde şekillendiren ve çirkinliğin dışlanma sebebi olduğu ile ilgili örneklerle karşılaşırız. Mesela on üçüncü yüzyılda yazılmış Kadınların Sırları başlıklı tıp metninde; hamile kadınlar çirkin bir hayvana, hatta çirkin bir hayvanın tasvirine bakacak olurlarsa ucubeye benzer yaratıklar doğurabilirler demektedir.
Çinli kadınlara, daha güzel ve daha seksi olmaları için ayak parmaklarını kırmaları gerektiği öğretilmiştir. Acılar içinde bir yaşama mahkûm edilen bu kadınlara öğretilen güzellik algısının tek nedeni ise erkeklerin ayak fetişizmleriydi. Yüzyıllar boyunca devam eden bu güzellik algısı bir süre sonra değişti. Kadınlar kırılan parmakları ve acılarıyla kalakaldılar.
Kurbağaya güzelliğin ne olduğunu sorsak, "size iki koca gözü, minik başından top gibi pörtleyen dişisini gösterecektir." diyen Voltaire’e kulak vermek gerekiyor galiba. Güzellik değişken bir kavram. Sadece algılarımızla oynayan birileri var.
Tarihsel olarak incelendiğinde kadın ve güzellik konusunda benzer birçok örnekle karşılaşıyoruz.  Özellikle reklamlarda, güzellikle ilgili olmayan ürünlerin tanıtımında dâhi güzellik algısına hizmet eden kadınlar kullanılıyor. Son yıllarda erkekler bile! spor salonlarında şişirilmiş kasları, düşük belli seksi pantolonları ve açık bırakılmış gömlek yakalarıyla bu algıya hizmet eder oldular. ‘’Oh olsun size sonunda kurban oldunuz işte,’’ demek geliyor içimden ama işin aslı öyle değil. Toplumsal gelişmeyi ve değişmeyi, gelişmiş bilinçleri oyun dışı bırakarak yine güzellik algısına sıkıştırıp, başrolde artık sadece kadını değil, onunla birlikte aynı başrole büründürdüğü erkeği de görüyor olmamızın ohh olsun denecek bir tarafı yok maalesef. Bilmeliyiz ki hiçbirimiz başrolde falan değiliz, tam tersi hepimiz, zorla güzelliğe çevirdiği gözlerimizle gözümüzün önünde duran çirkinlikleri görmemizi engelleyen kapitalizmin figüranlarıyız.
Oysa Charles Baudelaire, Özden Günlükleri’nde aşığının çiçek bozuğu yüzünü anlatırken ne güzel demiş, “Yara izleri sevgilinin belirleyici özelliklerindendir; sevgiliyi onlar olmadan düşünmek imkânsızdır.”
Sizi siz olduğunuz için seven sevgililere ve soran sorgulayan zihinlere çıksın yolunuz.
Umutla kalın.