Fatma Şimşekoğlu Terzi

Fatma Şimşekoğlu Terzi


Çöp

13 Ekim 2021 - 10:52

Geri dönüşümsüz hiçe sayılmış hayatların çöple kamufle edilmiş bedenlerini izliyorum bir süredir. Toplumun görmezden geldiği bu hayatların sayısıysa son yıllarda bir hayli artmış durumda. En afili adıyla geri dönüşüm işçileri onlar. Mütemadiyen her gün bir mahallenin, bir semtin, bir kentin nitekim topyekün ülkenin çöpü bu insanların parmakları arasından süzülüyor. Günün sonunda onlara çöpten nam kalıyor,  geri dönüşüm depolarınaysa mal!..

Her yaştan ve her cinsiyetten insan var bu grupta. Adlarına dernek bile kurulmuş. Adı da pek açık: ‘Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’. Bu gidişattan kim geri dönüyor, kim işçi, kim üye belli değil.  Sokak sokak o çöpten o çöpe gövdelerine dek savruldukları her an daha da uzaklaşıyorlar insanlıklarından. Kapkara yüzleri maskesiz. Koyu bir karanlıkla bakıyorlar etrafa ve bir hayvan pençesi kıvraklığındaki elleri çoğunlukla çırılçıplak. Yaptıkları işin işçisi bile olmadıkları kesin. Onları koruyacak hiç bir şeyleri yok. Salgın döneminde dahi yok sayılmaya devam edildiler.  Çöp kutularının içinde, ötesinde berisinde gün boyu dolaşıp duran bu insanları nefesim kesilene dek sessizce izliyorum. Düşünüyorum. Bu insanlar için bir çıkış yolu bulunmalı!

Çocuk olanlar büyüklere göre daha mutlu çünkü onlar oyuncak belledikleri çekçekleriyle oynuyor, arkadaşlarıyla çöpten çöpe gün boyu yürüyorlar. Suskun yetişkinlerin sayıları da bir hayli çok. Onlar da kısmen iyi görünüyor ancak yaşlılar ve kadınlar pek mutlu değiller. Gözlemim o ki böyle bir dernekten de yaptıkları işin ömür kısaltan, salgın yayan özelliğinden de bir çoğunun haberi yok. Çöp üzerinde dönen kartel büyüdükçe depo sahipleri birleşip bu insanlar namına dernekleşiyor. Dernek üyeleri toplatılacak olsa; “Ben depo sahibiyim abi, allakam yokk!” deyip çekilirler kenara. Bilmiyoruz. Öte yandan Dernek başkanı depo sahibi. Şöyle diyor mesela bir konuşmasında Başkan Mendillioğlu: “Biz firmadan daha iyi topluyoruz atıkları. Bu görünür olacak diye kaygılandılar. Bunu belediyeler görecekti, ‘Bugüne kadar bu insanları niye sisteme entegre etmediniz’ diye hesap soracaktı.”. Eee belediye başkanları görmüyor mu bu çöp işçilerini? Belediyeler ve atık firmalarının görmezden geldiği bu toplum sağlığı sorununa karşı niçin susuluyor?

Her şeye rağmen sabahın ilk ışıklarından gece yarılarına kadar omuzlarında çuvalları, el yapımı çekçeklerleriyle yağmur, çamur demeden kilometrelerce yürüyor, atık topluyor bu insanlar. Kimi bu işin içine doğduğunu söylüyor, kimi ekonominin gidişatından bu işe itilmiş olduğunu.

Biz çöpümüzü evde ayrıştırma bilincine sahip bir toplum değiliz. Tüm atığımızı aynı poşete koyup sokaktaki çöp bidonuna zar zor yetiştiriyoruz. Bu konu yasalarla ve bir dizi düzenleme yapılarak evde başlayan çöp üretiminden büyük küçük işletmelere değin ayrıştırma zorunluluğu getirilerek yerinde iyileştirmeye gidilmeli. Örneğin atıklarını belediyelere jetonla teslim ederek elektrik su parasını ödeyebilmeli vatandaş. Projeler oluşturulmalı işletmeler için. Atıkların oluştuğu yerde ve henüz en hijyenik koşulda iken ayrıştırılması önemlidir ve özendirilmelidir. Ülkeye yurt dışından gelen çöp kabulü de ivedilikle durdurulmalıdır.  Atıkların geleceğin en büyük sorunlarından biri olacağı öngörülmekte iken tüm gerçeklere göz yumarak hayatın daha iyi olacağına inanmak kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir . Ayrıca bu karışık çöplerin içinden plastik, cam, kağıt arayan bu insanların yaptıkları iş; AB ile uyum çerçevesinde 2005’te çıkan yasanın, Ambalaj Atıkları Kontrol Yönetmeliği kapsamında, 2011’de revize edildiği haliyle yasal da değildir. Tüm belediyeler ve TAT’lar yani lisanslı atık toplama ayrıştırma tesisleri bu işi ve sorunlarını hala beraberlerinde taşımaktadırlar. Her ne olursa olsun kaçak toplanan ambalaj atıklarının alınması yasaklanmış iken yani, atıkların sokaktaki geri dönüşüm işçisi tarafından toplanması ve onları geri dönüştüren firmalara satılması yasak iken bu insanlar bu işi yapmakta ve her geçen gün sayıları artarak devam etmektedir. Hem de sigortasız, hem de vergisiz ve matrahsız. Çoğu ölüyor. Hem de tazminatsız, maaşsız ve yalnız.

Belediyeler ve lisanslı firmalar bu durumu görmezden gelmek yerine bu insanları işçi statüsünde sistemlerine entegre etseler, kılık kıyafetlerini dönüşüm işçiliğine uygun hale getirerek ekipmanlarını tedarik edip kentin çöpünün ortaya saçılmasını engelleyecek bu mikrop taşıyıcılığı işine ve cazibesine bir son verseler yapılan iş gerçek bir meslek statüsü kazanır diye düşünüyorum. Değilse ekmeğini çöpten çıkartmak artık bir deyim olarak karşımıza çıkabilir. Buna hiç şaşırmayalım. Asıl son şu ki çöplerimiz rant kapısı olmasın!..