Fatma Şimşekoğlu Terzi

Fatma Şimşekoğlu Terzi


Agnotoloji tutsaklığı

07 Temmuz 2021 - 10:39

Cahilliğinden habersiz sürüklenen insanlığımız yalan yanlış bilgillendirilmelerle Agnotoloji tutsaklığının altın çağını yaşıyor. 
Gerçek nedir bilmeden en kolay şeyin bilgiye ulaşmak olduğu bir dönemde cahil kaldık. Cahil; bilmeyen değil, bilgiye ihtiyaç duymadığını iddia edenken
Agnotoloji adlı bir bilimle ne bildiğimizi bilmediğimiz bir başka cahillikle daha karşı karşıya kaldık ki bu konu önemli. 

Kişilerin ve şirketlerin menfaatleri gereği nasıl cehalet ve yanlış bilgi yaydığını, bilgiyi bulanıklaştırdığını inceleyen bilgisizlik bilimi olarak da tanımlayabileceğimiz Agnotoloji namı diğer adıyla “Cehalet Yayma Bilimi” ülkemizde iyi işliyor. Adeta bir Agnotoloji laboratuvarında gibiyiz. Ben de bir laborant edasıyla, kan görmeyi sevmediğimden, sürüntü alıp mikroskopla inceleyim dedim ülkemi. Neler var neler…

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı seven ülkem şimdilerde hem fikir sahibi hem de bolca cahil üreten bilgiyle donatılmış durumda. Gerçek cahil ise neredeyse kalmadı, elhamdülillah…

Bilgilenmek için okumak, araştırmak, merak etmek gerekmiyor artık. Çıt açıyorsun televizyonu bilgi yağıyor adeta, sular seller gibi şakıyor herkes. 
Hiç okumayan ile okur yazar olan, eli kalem tutanla tutmayanlar arasında da hiç fark yok… 

Peki bu nasıl oluyor?..

Ekranlar, Agnotoloji ürünü herşeyolog'larla dolu. Bu herşeyolog Agnotologlar; cehaleti yayma bilimi peşinde at koşturuyor. 

Bilim adamlarının bir kısmı en yakınlarda yaşadığımız büyük salgınlardan biri olan Covid-19 pandemisinin başından beri 'Bu iş aşıyla çözülebilir.' dedikçe sesi daha yüksek çıkan bir başkası 'Kelle paça çorbası için, iyi gelir, salgını büyütmeye gerek yok' diyebiliyor! Bir diğeri ‘Damar içine vitamin C yapın, virüsten böyle korunabilirsiniz' diye de ekliyor. Hem de isminin başında koca koca akademik unvan bulunan bu kişiler yapıyor bunu ve dahi aynı ünvanlı kişilerden ‘Biz Türklerin genleri güçlü, bize bir şey olmaz' diyebiliyor. Ortada üç akademisyen ve üç farklı görüş varken toplum bir tek aşı karşıtlığına sığınabiliyor.  Yetmiyor kelle paçalar içiliyor, C vitaminleri enjekte ediliyor, ‘Türk geni var bende!’ diye koltuklarda gerim gerim geriliniyor. Halk şüpheleniyor şüphelenmesine, merak da ediyor ama bu şüphe ve merak gerçeği bilmeye yetmiyor. Her şey bilimin aleyhine işlerken cehaletin lehine gelişiyor; algı yönetiliyor. Nihayetinde kitleler böylece her durumda yönetilir hale getiriliyor.
Cehalet Bilimi-Küresel Zeka Algımızı Nasıl Yönetiyor? 
Cehalet nasıl bilim olabildi?
Küreselleşme; bilimi ve bilimciyi nasıl etkiledi?
Akademisyenler cahil olabilir mi?
Sanal bilimciler ve sahte bilim nedir?
Bilim ve hukuk neden etik zeminde olmalı?
Gerçek ötesi ve algı yönetimiyle kastedilen nedir?
Dünyayı hangi küresel zekâ yönetiyor?
Cehaleti yayma ve algı yönetimi alanında sosyal medya ne kadar güçlü?
İnançlar ve zaaflar algıyı yönetir mi?
Google’ın her söylediği doğru mu?
Güvenilir bilgiye nasıl ulaşılır?
Nöropazarlama bir cehalet bilimi mi?
Mikro şöhret nedir, ne işe yarar?
Eğitim ticari bir ürünse, öğrenciler de müşteri mi?
Tıbbın alternatifi olur mu?
İlaçsız ve aşısız bir dünya mümkün mü?
Nörosiyaset bilimi nedir?
Zekâyı ve kavrayışı ilaçla artırmak ne kadar doğru?
İlaçla mutluluk mümkün mü?
Bağırsaklar beynimizi yönetebilir mi?
Tuz tansiyonu düşürür mü?
Kolesterol düşürücü ilaçlar palavra mı?
Kokoreç yemek depresyona iyi gelir mi?
Sihirli diyetler, ne kadar sihirli?
Yapay zekâ nereye gidiyor?
Dijital çağda özgür olmak mümkün mü?

Giderek amacından sapan “bilim” olgusu bu sorularla da gerçeğe doyacak gibi görünmüyor. Günümüzün büyük ekonomik stratejileri insanlığı entelektüel sahteciliğe maruz bırakırken insan, doğası gereği aldatmaya ve aldanmaya meyilli bir hal almış durumda. Gençler yalan söylemeyi garipsemiyor artık çünkü “hayat tam bir palavra” olarak yetişkinlerce önlerine sunuluyor maalesef. Bu aldatmanın aldanmışlığının yaratacağı ağır bedellerle yaşıyoruz. Tüm bu anlattıklarımla okuru yüzleştiren Prof. Dr. Tayfun Uzbay’ın “Cehalet Bilimi” adlı kitabı, cehaletin bilimsel yöntemlerle nasıl yaygınlaştırıldığı konusunda sağlam ve duyarlı bir kaynak olarak çıkıyor karşımıza. Alıp okumanızı öneririm.

Cehalet Bilimi'nin yazarı Prof. Dr. Tayfun Uzbay'a göre günümüzde liyakatten uzaklaştıkça cehaletin artması kaçınılmaz bir sonuç. "Eğitimde gerileme, bağımsızlık tehdididir. Siz cahil kaldıkça küresel güçler sizi yönetir" diyerek akademik kadroların kalitesizleştiğini öne sürüyor kitabında. Uzbay: “Türkiye’de öğrencilerin Nobel’i hedeflemekle ilgili sorunu yok. Asıl sorun, gençlerin Türkiye’de çalışarak bu ödülü alabilecekleri bilimsel iklimin eksikliği.” En basit tabirle cehalet ya da cahillik olarak tanımlanan durum, insanın bilmesi gerekenleri bilmemesi, bilgisiz olması veya bilmesi gerekenlerin farkında olmaması anlamına geliyor.
Cehalet bilimi (agnotoloji) ise bir fikri yerleştirmek ya da satmak için, yani siyasi veya ticari çıkar uğruna kasıtlı olarak kafa karışıklığı yaratılması ve hatalı bilgi yayılmasını tarif eden bir terim. Buradaki temel amaç, karşınızdakinin doğru ve sağlıklı bilgi elde etmesini engelleyerek, kişinin ya da toplumun yanlış bilgiyle donanmasına neden olmak. Bir başka deyişle cehalet bilimi, yaşanan hızlı tekno-bilgi çağının cehalet yayma aracı olarak kullanılması.

Özellikle Kovid-19 salgınıyla birlikte yanlış bilginin ne kadar kolay ve tehlikeli şekilde yayıldığı son bir kez daha görüldü. Bunu çoğu zaman bizzat bilim insanlarının kendileri dolaşıma soktular. Bilimin insanları cahilleştirmek ve algı yönetimi yapmak isteyenler tarafından nasıl kötüye kullanıldığını okumanızı önerdiğim kitabında anlatan Uzbay, küresel zekanın algıyı nasıl yönettiğini ve Türkiye'de bilim, eğitim sistemi, akademi dünya ile medyanın durumu nasıl kolaylaştırdığını da anlatıyor. Liyakatten uzak şekilde unvan sahibi olan akademisyenler kadar, medyayı ve halkı da eleştiren yazar "Eğitimdeki kalitesizlik ve kötü gidişat, bağımsızlığa kastetmiş durumda." diye de ekliyor. ABD'nin 4. Başkanı James Madison’a ait olan ve "Cehalet Bilimi" kitabının da ilk bölümünde de yer alan şu sözler söylediklerimizi destekler nitelikte: 
“Bilgi, daima cehaleti yönetecektir. Kendi kendini yönetmek isteyen bir ulus, bilginin verdiği güç ile donanmalıdır.”

Emperyalizm artık bilgiyle değil bilginin hangi amaçlara hizmet ettiği ile ilgilenirken güpegündüz ülkemizin büyük bankalarından birinin, Akbank, tüm hizmetleri birden bire sıfırlandı. Hesap sahiplerinin gün boyu hiç bir işlem yapamadığı bir gün geçirirken tek bildiğimiz böyle bir sorunu yaşıyor olduğumuz. Bunun dışında ciddi bir açıklama yapılmazken verilen bilgiler de kirli. Onca hesap sahiplerinden biri olarak ben de cehaletin bilmişliğinde acaba yarın hesabımda tek kuruş kalmaz ve bir açıklama da yapılmazsa ne yapacağımı kara kara düşünürken uyandım sabaha. Google’a bir sorayım bankadaki birikimlerimin bilgisini kimden alacağım, belki o bilir? Agnotoloji tutsaklığımız hayırlı olsun…


Fatma Şimşekoğlu Terzi