Arzu Armağan Akkanatlı

Arzu Armağan Akkanatlı


Soğuk ve düşündürdükleri

22 Şubat 2021 - 10:58


İzmir de soğuktan nasibini aldı geçtiğimiz hafta. Elbette yurdun dondurucu soğuğa, kara teslim olmuş köşelerinde olanlara haksızlık etmek istemem ama balkona çıktığımızda daha bir fark ederiz.
Sabah erken başlarım güne. Balkona çıktığımda hava buz gibiydi birkaç gün önce. Titreyerek içeriye döndüm.
Hangi ülkenin insanı olursa olsun herkesin ortak noktası soğukta üşümek. Bu bir doğa meselesi.
İnsanoğlu üşüdü ve ısınmak için öncelikle ateşi keşfetti ya…
Bu yüzyılda ısınamayanlar, üşüyenler var ya…
Çünkü yoksullar ya onlar…
Soğukta üşümek hangi milletten, hangi ülkeden olursa olsun insanların ortak noktası. Isınma olanaklarımızsa birbirimizden ayrıldığımız, düşündükçe içimizi üşüten kısmı. Onlar farklı…
Ocak, mangal, maltız, soba, tezek, kömür, kalorifer, doğalgaz, ısı pompası, elektrik sobası, klima…
Bunlardan biriyle ısınıyoruz muhtemelen.
Ya ısınamayanlar? Kaçının farkındayız? Böyle kaç insan tanıyoruz? Tanıyan birileri var mı, onlar aracılığıyla ulaşabilir miyiz diye kaçımız çabalıyoruz? Televizyonda ya da sosyal medya haberlerinde karşımıza çıkmadıkları sürece ne kadar aklımızdalar? Bir evleri ve keyfinden bahsedecekleri bir balkonları yok onların. Tok açın halinden anlamaz sözü ne kadar doğrudur. Tıpkı üşümüyorsanız anlayamayacağınız gibi. Son yılların moda sözü “Empati kurmak”  işte bu olanaksızdır. Üşümek zordur. Evindeysen ayrı zordur, dışardaysan ayrı zordur.
Benim çocukluğumda buzdolabı yeni yeni giriyordu evlere, ondan önce tel dolaplar vardı. Kiler olurdu çoğunlukla evlerde. Genellikle aybaşlarında tanıdık bir bakkala gidilir pirinç, bulgur, yağ, şeker, peynir alınırdı. Bakkalımız ailemizden biri gibiydi. Veresiye Defterleri dolar taşardı belki ama herkes birbirine sahip çıkardı. Sonra marketler açıldı. Daha sonra süpermarketler açıldı. Sonra AVM oldu sağımız solumuz. Karşı çıktık önce, belki sonra ikna olduk. Mahalledeki esnafın önünden geçtik alışverişe gittik. Bilmem kaç taksit yapıldığı için, bilmem ne indirim günleri, bilmem ne haftası olduğu için elimizi kolumuzu doldurduk, çıktık. Belki eve dönünce farkına vardık ne yaptığımızın. Açılışlarında, indirim günlerinde birbirini çiğnedi insanlar. Mahallemizde kaç bakkal kaldı? Mahallemizde kaç market açıldı? Ya karnını doyuramayanlar? Kaçının farkındayız? Çöplerin içinden ekmek arayanları, kenarına asılmış torbalarda bırakılan giysileri bulup sevinenleri, ayağında ayakkabısı olmadan kışı geçiren çocukları ne kadar fark ediyoruz?
Çocuklarını ısıtamadığı için, doyuramadığı için mutsuz, sağlıksız, huzursuz nice insan var.
Nasıl oluyor da dünyada bunca insan sıcak bir yuvadan mahrum yaşıyor?
Nasıl oluyor da dünyada bunca insan açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor?
Bu soruların cevabı tüm insanlığın ortak bilincinde buluşuncaya kadar böyle devam edecek.
İnsanoğlu birbirinin kardeşi olduğunu unutmayacak.
İnsanoğlu farkında olacak. Ruhunu doyuracak, kalbini ısıtacak ve böylece elini başka ellere uzatacak.
Bir karabasan gibi üzerimize çöken “Virüs” bize bunları hatırlatmamış olamaz.