Arzu Armağan Akkanatlı

Arzu Armağan Akkanatlı


Marlon

11 Ekim 2021 - 10:22 - Güncelleme: 11 Ekim 2021 - 10:25

Canım sıkılıp yapacak bir şey bulamadığımda, izleyecek onca film okunacak onca kitaba rağmen affedersiniz  “meymenetsizlik” paçalarımdan akarken aklıma onu getiriveririm.
Gotfather “Baba” portresindeki Marlon Brando’yu izlemeye hazırlanmak bile içime iyi gelir. Çayımı demler, telefonumu sessize alır, konfor alanımda neredeyse repliklerini ezbere bildiğim filmin o şahane, unutulmaz müziğine bırakırım kendimi.
Alkolik bir anneyle babalıktan bihaber bir babadan dünyaya gelen Brando, sinema tarihinin en unutulmaz “Baba” karakterini canlandırmıştır bu filmde.  Performansı da Oscar’a layık görülmüştür.
Acımasız bir suç örgütü yöneten gaddar bir Mafya Lideri ve yasadışı olayların nesi bu kadar can sıkıntını giderdi diye soranınız olabilir elbette. Anlatayım;
Baba filminde Marlon Brando dışarıda bir mafya lideri olsa da ailesinin içinde çocuklarına ve eşine kol kanat geren, onlar için yapamayacağı hiçbir şey olmayan harika bir aile babasıdır. Onları yaşatabilmek için inanılmaz mücadelelere girmekten bir an çekinmez. Gözü pek bir Sicilyalı portresidir izlediğimiz.
Üç bölümü de izleyenler bilirler. Gerek Brando ‘nun, gerek onun gençliğini oynayan Robert De Niro’nun gerekse Brando’nun oğlunu oynayan Al Pacino’nun oynadığı “Baba” karakterleri çocuklarına ve ailevi değerlerine müthiş bir bağlılık duyarlar.
Filmin unutulmaz aktörü Brando gerçek hayatta çocuklarının trajedileri ve kendi çocukluğunda babasının korumasına muhtaç ve mahrum olduğu yılların trajik öyküsü, filmi her izlediğimde aklımda olur, içimi acıtır.
Hayat babasız bir çocuğu dünyanın en ünlü babalarından biri haline getirmiştir. Sembol haline gelen, ismiyle beraber  “Baba” unvanı hatırlanan Marlon Brando…
Gerçek hayatında, oynadığı rolün insanı olamayan biridir o.
İki çocuğundan Christian, kız kardeşi Cheyenne’in sevgilisini vurup cezaevine girmiştir. Cheyenne bunun üzerine intihar eder. Dünyanın en karizmatik babası iki çocuğunun trajedisiyle yaşamaya mahkûmdur.
Güven, sevgi,  şefkat hissi içinde büyümemiş olanların yalpalamaları, bir ömür boyunca yollarını bulmaya çalışmaları, devam eden, bitmeyen bir şey. Gerçek sevgileriyle güven veren bir aileniz olmamışsa huzursuz ve endişeli oluyorsunuz hayatın karşısında.
Marlon Brando’nun Godfather Corleone’sini
Robert De Niro’nun gençliğini oynadığı Vito Corleone’sini…
Al Pacino’nun Michael Corleone’sini izlemeden “Mafya” anlamının çok dışında “Baba” olma kültürünü anlamak mümkün olmuyor.
-Seni her zaman farklı olacaksın diye düşünmüştüm Michael. Bu ailenin geçmişini arkada bırakıp, geleceğe taşıyacak kişi olacaktın. Belki bir senatör, belki bir vali… Olmadı Michael gerçekleştiremedim bu rüyamı… Senin bu olayların ve bataklığın içine sürüklenmene göz yummak zorunda kaldım. Üzgünüm Michael…
Bunlar ölmeden önce unutulmaz Baba Carleone’nin en dramatik sözleridir.
 “Benim hayatımdaki en büyük sefalet, ünlü ve servet sahibi olmaktır” sözü Marlon Brando’nun pek çok dramatik sözünden en aklımda kalanı.
Şimdi The Godather’ın soundtrackini dinlemeye ne dersiniz?