Sağlam: 'Tüketim ekonomisi çoktan duvara tosladı'

Smyrna'nın İzlerinden kitabının yazarı Ramis Sağlam, dünden bugüne ülkemizin ekonomik durumunu değerlendirdi. Sağlam, "Bugün ekonomide pembe tablolar çizilmeye devam ediliyor. Daha dün enflasyonu tek hanelere düşürdüklerinde (ne pahasına olduğunu biliyoruz) övünürken, bugün enflasyonda dünya birinciliğine yükselişe geçtiğimiz de ise artık yüksek enflasyona övgüler düzmüyorlar. Çünkü mızrak çuvala sığmıyor" ifadelerini kullandı.

Sağlam: 'Tüketim ekonomisi çoktan duvara tosladı'
15 Nisan 2021 - 11:41

Smyrna'nın İzlerinden kitabının yazarı Ramis Sağlam, Osmanlı İmparatorluğunun son döneminden bugüne, ekonomik incelemelerde bulundu. Sağlam, 

"Tüketim ekonomisi çoktan duvara toslamıştır. 2021'in başından bu yana iğneden ipliğe gelen zamlar ortadadır. Hükümet dövize altına yastık altına el atmaktadır. Banka kredilerin de kara görünmüştür. Bankalar ve İcra daireleri arasında adeta otoban döşenmiştir. Hükümet pandemi koşullarında dolaylı vergi gelirlerine yönelerek, zamlarla dengeleri alt üst ederek yurttaşı adeta canlı canlı mezara gömmüştür" ifadelerini kullandı. 

'BELKİ DE İLK KEZ EKONOMİDE YAKAYI KAPTIRDI'

Yazıda, "Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde, durumdan istifade çıkarmaya çalışan, batılı emperyalistler, hasta adamın mirasını paylaşmak için canhıraş saldırırlar. Düyun-u Umumiye (Genel Borçlar) ile başlayan süreç peşi sıra birçok kapitülasyonları da beraberinde getirir.

Hasta adam diye nitelendirilen, Osmanlı birden bire komaya tabii ki girmez. Bütçe de 1844 yılında önemli sayılmayacak bir açık söz konusuydu. Fakat 6 yıl sonra 1850 yılında bütçe açığı 294.280.000 akçeye çıkar. Yani kısaca bu rakam şunu ifade ediyordu; bütçe açığı %25. Yani sonun başlangıcı böylece başlamış olur.

Osmanlı, Düyun-ı Umumiye’ ye ilk adımını 5.000.000 İngiliz liralık borçlanma ile belki de ilk kez ekonomide yakayı kaptırmasına neden olur.

Bu süreç sadece borçlanmayla da bitecek miydi, tabii ki bitmeyecekti. Osmanlı tebaasından olan Mısır İlinin 60.000 keselik yani 300.000 liralık vergisi ipotek edilerek borçlanma sağlanır.

Sonrası mı elini kaptıran Osmanlı Hükümetleri kolunu da gövdesini de bir daha kurtaramaz. Osmanlı, İngiliz Hükümeti’ne gidip yardım ister. İngiliz Hükümeti Osmanlı Hükümetine bir daha belini doğrultamayacağı ağır şartları öne sürer.

Şartlar çok ağırdı, Osmanlı Hükümetine ait emlaki satın alma ve kiralama hakkı, bu emlakin rehin gösterilmek suretiyle tahvil çıkarılması ve en önemlisi de Osmanlı maliyesinin-sanki başka bir şey kalmışmış gibi- milletlerarası bir kuruluşun denetimine bırakılır. Şartları ne kadar kabul edilmemiş gibi görünse de, İngiliz ve Fransız Bankerleri ile borç ilişkisi çıkmaz sokağa girmiş olur.

Gelelim bugüne GATS (Hizmet Ticaret Genel Anlaşması) 1994 yılında dönemin siyasal iktidarı tarafından imza altına alındıktan sonra, 1995 yılında onaylandı" ifadeleri kullanıldı. 

KİM TARAFINDAN İMZALANDI?

Açıklamada ek olarak, "Bugün ki iktidarın muadili bir hükümet tarafından... Bu sözleşmenin öncesi yok mu? Olmaz mı, tabii ki var.

1986-1994 yılları arasında Uruguay turları adı verilen turların sonucu, milyarlarca insanın başına musallat edildi. Kim tarafından patron örgütleri tarafından, niye daha fazla kar hırsından.

Kamunun eli ile yürütülen hizmetlerin piyasaya açılıp, ticarileştirilmesi için. Sağlığın, eğitimin, sosyal güvenliğin bildiğiniz ne varsa hatta suyun büyük ama çok büyük patronların kar sofrasına konabilmesi için.

Bu sözleşmeler, tüm ticaret mekanizmasını vesayet altına alarak adeta kapitülasyon anlamına gelmektedir. Bu anlaşma ve ardından gelecek olan MAİ-MİGA ilişkilendirilmesi son noktayı koydu" ifadeleri kullanıldı. 

KONAN SON NOKTA NEYDİ?

Yazının devamında, "İki kelime ile ifade etmek gerekirse, uluslararası denetim ve yönetmedir. GATS anlaşması sadece bir alanı değil, adeta bir üzüm salkımı gibi o salkıma bağlı tüm taneleri bağlamaktadır. MAİ-MİGA ve GATS diyerek, aklınızı mı karıştırdım. Ülkenin başına çorap örenler ve bu çorabı örmeye devam edenlerin yaptıklarını göstermek için kafalarımızın daha çok karıştırılması gerekmez mi? MAİ’nin birkaç maddesine göz atalım ne dersiniz. Ulusal Muamele Hükmü, Uluslararası Tahkim Hükmü bağlayıcı ve içinden çıkılmaz hükümlerdir. Ulusal Muamele Hükmü, yabancı yatırımcılara yerli yatırımcılar aynı eşit koşullar sağlanmıştır. Yani uluslararası dev bir şirketle aynı piyasa da rekabet edecek olan bir KOBİ’nin koşulları eşitlenmiştir. Çıkan anlaşmazlıklar da yargı merci ulusal değil uluslar arası tahkim kurulu olmaktadır. Kimden oluşuyor tahkim kurulu, tabii ki kendilerinden…" denildi. 

UÇUŞA GEÇEN EKONOMİ, TOZ PEMBE BALONLAR

"Bugün ekonomide pembe tablolar çizilmeye devam ediliyor" ifadelerini kullanan Sağlam, "Ne kadar büyüdüğümüz yönündeki rakamlar havada uçuşuyor. Hükümet yetkililerinden birinin söylediğini diğerinin söylediği adeta devre dışı bırakıyor. Daha dün enflasyonu tek hanelere düşürdüklerinde (ne pahasına olduğunu biliyoruz) övünürken, bugün enflasyonda dünya birinciliğine yükselişe geçtiğimiz de ise artık yüksek enflasyona övgüler düzmüyorlar. Çünkü mızrak çuvala sığmıyor.

Tüketim ekonomisi çoktan duvara toslamıştır. 2021'in başından bu yana iğneden ipliğe gelen zamlar ortadadır. Hükümet dövize altına yastık altına el atmaktadır. Banka kredilerin de kara görünmüştür. Bankalar ve İcra daireleri arasında adeta otoban döşenmiştir. Hükümet pandemi koşullarında dolaylı vergi gelirlerine yönelerek, zamlarla dengeleri alt üst ederek yurttaşı adeta canlı canlı mezara gömmüştür.

Bugün Düyun-u Umumiye hem içerde hem de dışarıda devam ediyor. Yeraltı yer üstü zenginlikleri yabancı sermayeye peşkeş çekerek, GATS’ la, MAİ-MİGA ile ekonominin dizginleri çoktan milli ve yerli olma özelliğini kaybetmiştir.

Daha önceki kriz yazılarımı okuyan okurlarım bilir, sorun köpeksiz köyde değneksiz gezenlere, değnek göstermekten geçiyor" açıklamasında bulundu.