CHP'li Milletvekili Sındır, 'Torbadan işçiye bir şey çıkmadı'

CHP'li Milletvekili Sındır, 'Torbadan işçiye bir şey çıkmadı'
18 Temmuz 2021 - 11:17
Birbirinden çok farklı konularda düzenlemeler içeren Torba Kanun Teklifi üzerinde TBMM Genel Kurulu’nda konuşan CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, OHAL uygulamalarını uzatan 3 maddeyi de içeren bir torba kanunla karşı karşıya olduklarını, iktidarın Plan ve Bütçe Komisyonunu bir joker komisyon gibi kullandığını, asgari ücretlilere yönelik işverene verilen desteğin bütçeden değil yine İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacağını söyleyerek iktidara yüklendi, vatandaşın beklentilerinin yine havada kaldığını söyledi.

“PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU, JOKER KOMİSYON DEĞİLDİR”
Plan ve Bütçe Komisyonu’nun bir joker komisyona dönüştüğünü ifade ederek sözlerine başlayan Sındır, “Plan ve Bütçe Komisyonu bir joker komisyon değildir. ‘Getir kardeşim torbaya, konusu ne olursa olsun biz her şeyi konuşuruz, görüşürüz’ gibi, her şeye, her konuya eğilecek, her konu hakkında karar verecek bir komisyon değil, olmaması gerekiyor. Esas Komisyon olarak üzerinde görüştüğümüz bu kanun teklifi, Tali komisyon olarak aynı zamanda Adalet Komisyonuna, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna gönderilmiş olmasına rağmen, bu Komisyonlardan ‘Bizim herhangi bir görüşümüz yoktur’ diye yanıt verilmiş. Oysaki bu teklifte değişikliğe uğratılan 19 kanun ve 2 kanun hükmünde kararname içerisinde bu üç Komisyonu ilgilendiren çok temel birçok madde var. Komisyon üyelerimizin yetkinlik alanları dışında, örneğin hukuk, çevre, vb konularda kararlar alınıyor. Hatta teklifi sunan Milletvekili arkadaşın dahi yeterli düzeyde yanıt veremediği maddeler konuşuldu komisyonda. Bu tekli bir torba kanun olarak aynı zamanda benim Milletvekili olarak irademe de ipotek koyuyor. Ben bu teklifin bazı maddelerine olumlu yaklaşırken ve ‘kabul’ oyu verebilecekken kanunun tümünün oylanması nedeniyle maddelerin tümüne olumlu veya olumsuz oy vermek zorunda bırakılıyorum. Dolayısıyla, böylesi bir uygulama yasama kalitesini de olumsuz yönde etkiliyor” dedi.


“İŞVERENİ DESTEKLEMEK ASGARİ ÜCRETLİDEN!”
Devletin asgari ücretlilere yönelik işverene verdiği ücret desteğinin bütçeden değil İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacağını eleştirerek sözlerine devam eden Sındır, “bu torba kanunla işverene günlük 2,5 lirayla aylık 75 lira asgari ücret desteğinin verilmesi düzenleniyor. Peki bu desteğin kaynağı ne? Bütçe mi? Hayır. İşsizlik Sigortası Fonu. Bilindiği gibi İşsizlik Sigortası Fonu'nun 3 ayrı kaynağı var; çalışanların aylık brüt ücretlerinin yüzde 2’si kadar işverenden, yüzde 1’i kadar ücretliden, yüzde 1’i kadar da devlet tarafından katkıda bulunuluyor. Basit bir hesapla: Asgari brüt ücret 3 bin 577 lira, yüzde 2'si 71 lira 54 kuruş yapıyor. Yani işveren, asgari ücretli bir işçi için 71 lira 54 kuruş bu İşsizlik Sigortası Fonu'na katkı koyuyor. Peki, bu İşsizlik Sigortası Fonu'ndan ne kadar geri alıyor? Düzenlemeyle bu yılsonuna kadar her ay 75 lira alacak. Dolayısıyla, şu söylenebilir; Asgari ücretli işçimiz, emekçimiz, bu düzenlemeyle kendi işsizlik fonundan 75 lirayla işvereni destekliyor. Asgari ücretli işçimiz, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan işverene katkı koyuyor. Torba kanunla işvereni, devletin değil, asgari ücretlinin desteklemesi sağlanıyor” dedi.


“YASAMA KALİTESİNİ DÜŞÜNEN YOK!”
Sındır sözlerini şöyle sonlandırdı: “diş protez laboratuvarlarında, diş teknisyenlerinin yardımcı personel olarak çalışabilmelerine ilişkin düzenleme yapılıyor, Türk Diş Hekimleri Birliği’nin veya Diş Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneklerinin düzenleme hakkında bilgisi var mı? Onlara görüş sorulmuş mu? Hayır. Köylerdeki Güvenlik Korucularıyla ilgili bir düzenleme var. Memlekette sanki ‘Köy mü kaldı?’. Büyükşehir sınırları içerisinde köy tüzel kişiliği var mı? Yok. 442 sayılı Köy Kanunu 1924 yılında çıkmış, köylerdeki korucuların seçimi ve görev, yetki ve sorumluluklarını tanımlıyor. Her ne kadar 6360 sayılı Kanunla Büyükşehir yapılan illerde köy tüzel kişiliği ortadan kalkmış olsa da güvenlik korucularının aynı usulle görevlendirilebileceği belirtilmiş olsa da 442 sayılı Köy Kanunu’nda ‘Korucular ihtiyar meclisi tarafından tutulur...’ibaresi var. Peki, mahallelerde ihtiyar meclisi mi var? Yok. Kendi içinde hukuk dışı bir uygulama yine almış başını gidiyor. Torba yasada en çok eleştirilen konuların başında OHAL kanunlarının uygulama sürelerinin 3’er yıl uzatılması. 15 Temmuz sonrası çıkarılan OHAL Kanunu ile ‘adil yargılanma’ hakkı askıya alınarak Kanun Hükmünde Kararnamelerle birçok düzenleme yapılmıştı. Bu düzenlemelerin, Anayasaya bağlı olarak, normalde OHAL süresi sonlandığında yürürlüklerinin de son bulması gerekirken 2018 yılında 3 yıl daha uzatılmıştı. TMSF’nin kayyum olarak atanması, kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırılması ile ihracı gibi konularda ve gözaltı süresinin anayasaya aykırı biçimde uzatılması konularını kapsayan bu OHAL düzenlemelerinin yürürlük süreleri bir 3 yıl daha uzatılmak isteniyor. Kısaca, takati kalmayan tek adam yönetimine can suyu aranıyor. İktidar hukuk devletine yeni bir darbe vuruyor. Bir diğer madde ile engelli yurttaşlarımızın uzun yıllar beklediği kamu kurumlarında, toplu taşıma araçlarında erişilebilirliğin sağlanabilmesi konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere 3 yıl daha ek süre verilecek. 2005'te çıkmış bir kanun, o günden bugüne neredeyse on altı yıl geçmiş bu süre hala uzatılıyor. Bornova'da bir dönem belediye başkanlığı yaptığım süre içerisinde, 2013 yılı itibariyle, Belediyenin bütün binalarındaki asansörleriyle ve kentin içerisindeki kaldırımlarıyla, engelli rampalarıyla, yollarıyla kentimizi engellilerimizin erişimine uygun hale getirebilmiştim. Peki, hala niye süre uzatımı veriliyor? Toplu taşıma araçlarının pandemi nedeniyle yaşadıkları sıkıntılara bağlı olarak süre uzatımını anlayabilirim ama kamu kurumlarının sorumsuzluklarını kabul edemem. Maalesef engelli vatandaşlarımızın beklentileri bu torba kanunda da yine havada kaldı” dedi.