'Bu tedbirler paketi, halkı oyalama paketidir'

Kovid 19 pandemisi sürecinde 400 günün geride bırakıldığını ve şimdiye kadar 403 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini dile getiren İzmir Tabip Odası Sekreteri Nuri Seha Yüksel, “Bu her gün bir sağlık çalışanını kaybettiğimiz anlamına geliyor” dedi.

'Bu tedbirler paketi, halkı oyalama paketidir'
15 Nisan 2021 - 14:56 - Güncelleme: 16 Nisan 2021 - 11:31

Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi ve diğer illerden Tabip Odaları Başkanları Ankara Ulus Meydanında, ‘Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz, ölümleri durdurun’ diyerek ortak basın açıklaması yaptı. Konuya ilişkin basın açıklaması 81 ildeki tabip odalarında yönetim kurulu üyeleri tarafından basınla aynı saatte paylaşıldı. İzmir’de de basınla bir araya gelen İzmir Tabip Odası Sekreteri Dr. Nuri Seha Yüksel ve İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Süleyman Kaynak, ortak basın açıklamasını aktardı. Açıklamayı Dr. Nuri Seha Yüksel okudu. 

''HALKI OYALAMA PAKETİDİR'

Salgın konusunda başarısız bir yönetim olduğunu ifade eden Yüksel, “Yeni kısıtlamalar adı altında alınan önlemler de iktidarın pandemi sürecine dönük bilimdışı bir anlayışın ürünüdür. Alındığı söylenen önlemler, ölümleri durdurmayacak, sağlık çalışanlarının karşılaştığı zorlu koşulları değiştirmeyecektir. Pandemi yoksulları ve işçileri vurmaktadır. Her gün bir uçak dolusu yurttaşımızı toprağa veriyoruz. Her gün ortalama bir ilimizin nüfusu kadar yurttaşımızı hasta eden pandemiyle ve pandeminin kötü yönetimiyle karşı karşıyayız. İktidar bilimin, meslek örgütlerinin sesine kulağını tıkamakta, sermayenin çıkarlarına uygun kararları uygulamaktadır. Bu tedbirler paketi halkı oyalama paketidir” diye konuştu.

'ÇARESİZLİK İÇİNDE YENİ ÖLÜMLERE TANIKLIK ETMEKTEN TÜKENİYORUZ

Gelinen noktada eksik, yanlış tutarsız politikaların, başarısız salgın yönetiminin neticesinde kontrol altına alınamayan pandeminin 3’üncü pikin yaşandığını açıklayan Yüksel, “Günlük vaka sayıları 60 bini aştı, can kayıpları gerçek rakamların ancak üçte birini yansıtan resmi rakamlarda bile 300’e yaklaştı. Hastanelerimiz Kovid-19 hastalarıyla doldu, yeni açılan servisler dahi ihtiyacı karşılamaya yetmiyor, yoğun bakımlarda yer bulunamıyor. Her gün çaresizlik içinde yeni ölümlere tanıklık etmekten tükeniyoruz. Bu tablodan sadece COVID-19 hastaları değil, COVID-19 dışı hastalarımız da mağdur oluyor, ertelenemez sağlık sorunları için gereken hizmete ulaşamıyorlar. Yeter! Bin defa yeter! Bu kâbusu hep birlikte durduralım” 

'SAĞLIK POLİTİKALARININ BAŞARISIZ OLDUĞU KABUL EDİLMELİ'

Yüksel, iktidarı bir kez daha uyarıyoruz diyerek, pandemiyle ilgili acil olarak atılması gereken adımları şu şekilde aktardı

*Mevcut sağlık politikalarının başarısız olduğu artık kabul edilmeli; sağlığa bütüncül bakan toplum ve sağlık örgütlerinin katılımıyla dayanışma içerisinde yeni bir sağlık sistemi kurulmalıdır.

*Pandemi ile mücadele, derhal geniş katılımlı yerel pandemi kurullarına devredilmelidir. Bu kurullara yerel yönetimler, sağlık emek ve meslek örgütleri ve toplum dahil edilmelidir.

*Bilimsel kriterlere uygun filyasyon çalışmalarına hızla başlanıp salgının ilk kaynağına ulaşılmalı, bireyler hastalanmadan veya hastaneye gelmeden gerekli adımlar atılmalıdır.

*Çalışanlar sosyal ve ekonomik hiçbir kayba uğratılmadan; AVM, fabrika, lokanta, atölye, şantiye gibi kalabalık ve kapalı alanlar derhal kapatılmalıdır. En az 14 gün, tercihen 28 gün zorunlu üretim alanları dışında çalışanlar hiçbir şekilde mağdur edilmeden çarklar durdurulmalıdır. Zorunlu üretim alanlarında çalışanlar için işyerine ulaşmada ve iş yerlerinde fiziksel önlemler alınmalı, dönüşümlü çalışma modelleri ile çalışma ortamlarında bulunan sayısı azaltılmalıdır.

*Uluslararası dolaşım en aza indirgenmeli ve yalnızca çok gerekli şartlarda olmalı, yurtdışı seyahatlerinde 14 gün karantina uygulanmalıdır.

*Aşılamada hedef toplumsal bağışıklık olmalıdır. Etkili bir aşılama programı uygulanmalıdır. Aşı temini ile ilgili süreç şeffaf bir biçimde kamuoyu ile paylaşılmalı, toplumun önüne net bir aşı takvimi konulmalıdır. Mevcut durumda hızlı aşılama salgınla mücadelenin en önemli parçasıdır. Aşıda patenti ortadan kaldıracak uluslararası adımlar atılmalıdır.

*Sağlık çalışanlarının mevcut pandeminin yükü yetmezmiş gibi iktidarın vurdumduymazlığıyla daha da tükendiği görülmelidir. COVID-19’un meslek hastalığı kabul edilmesi gibi basit bir adımın bile atılmaması halen bir ayıp olarak ortada durmaktadır. Halen atanmayı bekleyen ve KHK ile gerekçe gösterilmeden ihraç edilmiş tüm sağlık çalışanları hızla salgınla mücadelede yerlerini almalıdır. Sağlık çalışanları artık dinlenebilmelidir.

'ÇAĞRIMIZDIR'

Açıklamayı sonlandırmadan önce bilim insanlarına ve topluma çağrıda bulunan Yüksel, "Verilerin kamuoyu ile paylaşılmadığı, bağımsız bilimsel çalışmaların engellendiği şartlarda sınırlı sayıda da olsa eldeki mevcut verileri ile ülkenin, bölgelerin, risk gruplarının özgün durumlarının gösterilmesi gerekir. Bilim insanları yayın üretme konusunda Bakanlığın çizdiği çerçevenin dışına çıkmalıdır; Hekimlerin meslek örgütü TTB bilimsel sorumluluğu almaya hazırdır. Topluma çağrımızdır: Sosyal haklarımızın korunması; temel gıda, su, ısınma, barınma, temizlik ihtiyaçlarınızın karşılanması salgınla mücadelede iktidarın görevidir. Temiz hava, güneş ve fiziksel hareketliliğinizi sağlayacak alanlar ve düzenlemeler organize etmek yine iktidarın sorumluluğundadır. Ekonomik çıkarlar için sağlığımızı hiçe atarak çalıştırıldığımız işyeri ortamlarına gitmemeyi talep etmek en doğal sağlık hakkı talebimizdir. Hareketliliği azaltıp bulaşı önlememiz için ekonomik destek, zamanında aşılanma, şeffaf bilgi edinme yurttaşlık haklarımızdır" ifadelerini kullandı.

Günün Başlıkları